Hikaye Sohbet

Yazan: admin Tarih: Nis 19th, 2010 | Kategori:: chat

Hikaye Sohbet – Hikaye Chat – Hikaye Muhabbet – Hikaye Mirc Odalarinda lütfen Seviyeli olup Hoşça Dostça Sohbetler ve arkadaşlıklar içersinde bulunalim.

Hikaye Sohbet için Aşağıdaki kutucuğa Nickiniz yazip Chate baglanabilirsiniz

iyi sohbetler dileriz

Nickini Yaz:

Mirc Sohbet chat Muhabbet programi yüklemek için tiklayiniz


Seni Hala Seviyorum

Yazan: admin Tarih: May 15th, 2010 | Kategori:: Dramatik Hikayeler

adım CANAN,
26 yaşındayım, 13 14 yaşlarındayken mahallemizde ömer adında bi çocuk vardı, o benden 3 yaş büyüktü, okullarımız yanyanaydı, o lisede ben ortaokuldaydım! inanırmısınız hergün onu tenefüslerde ve mahallede camdan izliyordum, çok hoşuma gidiyordu!

okuldayken okulun en güzel kızlarından biri olan gğlşah die bi arkadaşım vardı, biraz gamsız,kedersiz aklı bi karış havada, ideal gelecek düşüncesi olmayan annemin deyimiyle hoppala bi kızdı! ilk 2 sene bişi paylaşmadım onunla, 3. sınıftayken -bak işte o ömer dedim!
şöle bir baktı ve – ıyyy canan inanamıyorum sana bunumu seviyorsun böööğğ, ay bu şey dört gözlü ve çırkın!
onun hakkındfa böle düşünmeyeceğini çünkü yüzü kadar mükemmel bi karakteri olduğunu söledim, gerçektende öyleydi!
aradan 3 ders geçti, bi arkadaşım bana – heyy canan senin kanka okulun ormanında maşallah dedi ve pislik osun die onu rahatsız etmeye gittim!
veee tahmin edersinizki, nasıl iştir nasıl hızdır hala anlamıyorum ikisini öpüşürken yakaladım ve gülşah – bi dk ömer istersen bi nefes alim dediği an şok üstüne şok oldum! nasıl olurdu yaa! düşünebiliomusunuz deliye döndüm! ömere değil gülşaha çok kızmıştım, çünkü ömer bilmiyordu!
küçük bi taşla rahatsız ettim ve kantine geldim! kola içiyordum ellerim titreyerek ve dişlerimi sıkarak, okadar sinirliydimki, bişii dese saldırcaktım! dudakları ve suratı kıpkırmızı bişekilde yanıma geldi ve -canan bana bu derste yardım edermisin dedi! o an elimdeki kolayı bi hışımla formasının üzerine döktüm, en ufak bir kelime bile sarfetmedi! aradan yıllar geçti, ömer askere gitti ve hala onunla beraberdi! annesinden duyduğuma göre ömer ona beklermisin gülşah beni demiş oda – seni beklicem demiş!
malum tahmin edersinizki o karakterde bi kızı, ömer askerden geliyor ve gülşah evlenmiş 3 aylık hamile! buna çok üzüldü, askerlikti bu psikolojiydi tatil için antalyaya gönderdiler! bunu yıllar sonra atlattı, şimdi 29 yaşında hala bekar!
onu gördüğümde eskisi kadar olmasada depreşiyor duygularım biranda, hislerim hala olduğunu düşünüyorum!

ONA HİÇBİR ZAMAN DİYEMEDİM, ŞİMDİ DİYORUM
ÖMER SENİ ÇOK AMA ÇOOOK SEVİYORUM

Not ; Alıntıdır.


Ada Sahibi yada Ada olmak

Yazan: admin Tarih: May 2nd, 2008 | Kategori:: Hikaye, Hikayeler

Taninmis gezgin Thomas Cook, bir arastirma gezisi sirasinda Atlas Okyanusu’nun issiz bir yerinde, çigliklar atan milyonlarca kusun havada daireler çizerek uçtugunu gördü. Kulaklari sagir edecek denli yüksek sesle çigliklar atan kuslarin kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgalari arasina atiyorlardi. Onlar bu son hareketleriyle yasamlarina son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarina birakirken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardi.

Bu olaya yalnizca Thomas Cook degil, o bölgede ki balikçilarda yillardir tanik olmuslardi. Kus bilimcileri ise, yaptiklari arastirmalarda göçmen kuslarin farkli yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birlestiklerini kesfediyorlar, fakat onlarin, birbirleri pesisira kendilerini ölümün kucagina atmalarinin nedenini bir türlü çözemiyorlardi.

Gerçek, geçtigimiz yüzyilin ortalarinda anlasildi. Bu trajik olayin yasandigi yerde bir zamanlar bir ada vardi. Göçmen kuslarin göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüstü. Insanlarin, yok oldugunun bile ayirdina varamadiklari ada, göç yollarinin ortasinda kuslar için vazgeçilmez “dinlenme” duragiydi. Kuslar binlerce yillik kalitimsal aliskanliklariyla adanin yerini bilmekteydiler ve yipratici, uzun yolculuklarinin ortasinda, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yillik kalitimsal güdüleriyle, okyanusun ortasindakiadaya geliyorlardi ama… Olmasi gereken yerde adayi bulamayinca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çiglik çigliga okyanusun sularina birakmak zorunda kaliyorlardi.

Söz kendini toparlamaktan açilmisken soralim. Sizin hiç “kendinizi toparlayacaginiz” bir adaniz oldumu? Yasamin uzun “göç yollari”nda acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceginiz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi saglayabileceginiz bir adaya sahip olabildiniz mi? Birgün yerinde bulamadiginizda ise, ona illede ulasmak ve siginmak için basiniz dönercesine, dengeniz bozulurcasina çirpinip kanat çirptiginiz bir ada yaratabildiniz mi yasaminizda kendinize?

Herseyi sinirsizca paylasabildiginiz bir dost, yola birlikte çikacak denli güven duydugunuz bir arkadas, size her zaman huzur verecek bir es, ulasmak için yillardir ugras verdiginiz bir amaç edinebildiniz mi? Söyle daha bir iyi bakin çevrenize… Size gelen, size siginan…Sizin gittiginiz, sizin sigindiginiz…Sizin buldugunuz dostlarinizi bir düsünüverin. Sonra da bir gerçegi görüverin gözlerinizle:

Sizin durup , soluklandiginiz ve kendinizi toparlayabildiginiz kaç adaniz var çevrenizde ve…

Durup, siginmak ve kendilerini toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasiniz?