Sisli Gecelerinde

Yazan: admin Tarih: May 2nd, 2008 | Kategori:: Hikaye, Hikayeler

Gecelerim..
Gecenin sabaha ikram ettigi zamanin; yildizlarin allahismarladik isiklari ile günesin merhaba fisiltisinin birbirlene selam durdugu vaktin zamansizliginda, çok gürültülü sokaklarin en sesiz vaktinde ve çok katli, kasvetli apartmanlarin arasindaki gökyüzüne yakin, denize göz kirpan dairelerin birinde her zamanki sabah nöbetlerindeki sesiz çiglikla uyandi. Yari açik gözleri ile önce beyaz, aydinlanmaya yeni baslamis tavana sonrada basini iyice arkaya atarak disariya, gökyüzüne bakmaya basladi… Yüksek ve mese agacindan yapilmis, çocukluk zamanindan beri ona koynunu açan yatagi, camin kenarinda hemen pencerenin önünde duruyordu… Bir süre öylece; basi geriye durur sekilde; aydinlanmaya baslayan, ama yildizlarin da gitmeye razi olmadigi, sanki ay’in bütün hepsinin kollarinda çekistirir bir sekilde vaktin doldugunu, artik sahneyi bir sonraki perdedeki rolünü ortaya koymaya gelmis günese terk etmenin gerektigini haykiran telasindaki gökyüzüne odaklanmis sekilde yataginda uzaniyordu. Üstündeki ince pikeyi de yanina, birazda altina savurmustu… Sonra merakla saatine bakti.. vakti degildi onun, bu aydnliga göre.. ama yine de emin olmak için saatine göz atti; 6:17 evet henüz onun vakti degildi yataktan kalkmak için., daha yaklasik 1 saati vardi.. Genelikle hafta içi saat 7;20 ile 7:30 arasinda uyanirdi.. Saatini emin olmak için saat 07:17’ye kurardi hep..ne olur ne olmaz diye, ama hep zil çalmadan 1-2 dakika önce uyanir ve zilin sesini beklerken simdiki gibi kafasini geriye atmis bir sekilde gökyüzüne bakardi… sanki o uzaklardan bir ses veya bir gölge beklermis gibi.. evet ama simdi onun vakti degildi, bir süre öylece gökyüzünü seyredip durduktan sonra, yataginda dogruldu; önce ayaklarini parke kapli yere koyarak ama yatagindan kalkmadan gerildi…. Kalkmak ile kalkmamak arasindaki kararsizlikla öylece bir kaç saniye bekledi… Sonra kararini verdi; onun vakti henüz degildi, nasilki günes sahne alamamissa o da sahne almayabilirdi… Ayaklarini yataginin üzerine çekip, sirtini duvara verdi. Daha sonra dizlerini karnina dogru çekerek soguk duvara iyice sirtini vererek yaslandi.. Simdi bulundugu yer tam penceye paraleldi, üstelik denizde gözlerine sanki günaydin dermis gibi parliyordu.. Kafasini dizlerinin üstüne koyup, ruhunu da deniz, son kalan sabah yildizi, günes ve zamana teslim etti bir süre öylece.. Kendini düsünmek zorunda hissedipte, düsünmek istemedigi o kadar çok sey vardi ki.. Yatakta biraz dogrularak, dizlerinin üstünde dikilerek pencereyi açti. Belki sabahin bu saatinde denizin iyot kokusunu hissedebilecegini düsündü… Evet yanilmamisti, havada yosun kokusu vardi.. Hava da haifçe serinceydi.. Biraz üpermisti. Basini pencereden uzatip, yatagin üzerinde dizlerinin üstünde öne dogru egilerek, yüzünü denize dogru çevirince; yüzüne dogru esen sabah yelini hissetmesi onu biraz olsun kendine getirmesini saglamisti.. Bir kaç dakika öylece kaldiktan sonra kendi sirti üstü yatagin üzerine, geriye atti.. Gözleri artik iyice irilesmis, uyku mahmurlugunu üzerinden atmisti. Simdi öylesine düsünmek istiyordu, siradan seyler yasama dair.. Ama ne kadar ugrasada, tam baslayip yol almaya niyet duydugunda siradaniliga, düsüncelerine yine gelip otuyordu düsünmekten kaçindiklari…;

“ Ben tanri mi olmaya çalisiyorum, anlayamiyorum… Ama arada bir fark var, benim yarattigim sadece hayaller, ya da yaratigimi sandigim.. Sanirim vucud bulmus olan üzerine kurgularim sadece.. Kendi kahramanimi yaratmam.. Rüyalarimin, hayallerimin, kendi yarattigim kahramanin kendimi yok etmesine seyirci kalmam.. Içimde savasim içinde olan öfkem ile sevgimi daha ne kadar seyredebilirim. Taraf olmak zorunda kalmak istemiyorum bu sefer.. Ne öfkeme destek olmak nede sevgime arka çikmak.. Ikisi de beni fena halde sasirtmadilar mi bu yasamimda.. Her seferinde, özelikle her kazandigimi sanmami sagladiklari anda sirtim hep yere gelmedi mi? Peki tarafsiz kalmak mümkünmüydü.. Simdi bütün yenilgilerimin arkasindan bakinca… Hayir malasef imkansizdi bu.. En ufak bir ihtimali bile olmayan ihtimalsizlikler…. Oysa söyle bir adim geriye atip, durdugum yerde herseyi disardan bir gözle; en azindan kisa bir süre seyretmek isterdim, tarafsiz taraf olarak… Ne öfkemi ihanetler ile nede sevgimi mutluluklarla… Ama zaten benim seçimim degildiki bunlar, sadece önüme konulan sahne ve rol… Seyircide belli ve tek.. Peki o, Tanri.. O ne düsünüyor.. Gülüyor mu? Egleniyor mu? Agliyor mu? Kendi yarattigi sahnede ve kendi yazdigi rolde oynayan benim için ne düsünüyor? Basaralimiyim, basarisizmi rolümde? Onu düsündürebiliyormuyum acaba? Bunlarin kritigini aynen gerçek yasamda oldugu gibi; sahne bitince yorumcularin agzindan ve kaleminden duyuldugu gibi, yasam bitince de elbet ögrenecegim ondan.. Ama ben simdi istiyorum bu yorumlari, sahne kalkmadan, perde inmeden… Ama bu da imkazsiz.. Bitmeyen rolde, role yol vemek diye birsey de olamaz. Kendimi simdi tipki bir aynanin karsisinda durmus bir çocuk gibi hissediyorum.. Hangisinin gerçek oldugunu anlamayan çaba sarf eden minik bir çocuk gibi.. Yansiyan mi gerçek olan? Yoksa yansitan mi? offf…. Offfff.. Her sabah yeni yenilgilere kalmak istemiyorum artik.. Sabah beni uyandiracak yeni yasam sevinçleri, bahar sabahlari tazeligi hissetmek istiyorum.. Yagmur yollarini özlüyorum.. Günes gülümsemelerini.. Tipki bir rock konserindeki bateri gibi çilginca kalbimin atislarini.. Hayallerimin rüzgarlarinin beni benden alip uzaklara götürmelerini özlüyorum, istiyorum… Geceleri artik korkulara nöbet beklemek istemiyorum.… Binlerce zorba, acitan ani istemiyorum.. Bellegim artik yorgun, hayallerim bu denli kanatsiz…. Iste beni benden aldin, simdi mutlumusun peki? Belki de için için gülüyorsundur bu hallerimi seyrederek.. Belki de girdigin bir idaa’nin kazanmanin sevinçlerini yasiyorsundur kahkahalarla…”

Gözlerinden biriken nemlenmeye engel olmadi her ne kadar istesede. Içerdeki diger odadan annesinin seslenisi duydu;

“-mustafa, oglum, uyandin mi? Geç kalma..”
“-Kalktim anne..”

Annesinin bu sözlerini duyar duymaz hemen yataktan kalkti. Gözlerinde biriken nemlenmeyi ellinin tersiyle sildi. Annesinin gözlerindeki nemlenmesini görmesini istemiyordu..Çocukken bile göz yasalarini kimselere göstermemisti. Hizla toparlandi, artik kendine biçilen hayata “günaydin” demek zamaniydi..


Hikayede hikayesi hikayeler Haber blog Rastgele

  • Kandirildim
    bizim sinifta bir oglan vardi ona asik deildim ozamanlar. neyse. birgu...
  • Karanlik 10 parmak
    Bir sabah uyandımı.O zaman 4 yaşındaydım. Eski evimizde odam karanlık...
  • Daha iyi Anlatma
    NewYork'ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci birgün,...
  • Krallar Kaplan
    kral olan kaplan artık bütün hayvanları dinliyor onlara hak tanıyor.Ha...
  • Mezardaki El
    Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şeh...
  • Tc Kimlik No Vatandaşlık Numarası Tc Kimlik Sorgulama Doğrulama
    Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık Kimlik Bilgilerini Kimlik Numarasını B...
  • Songbird Programi
    Songbird, Mozilla temelli, Windows Media Player yazılımına rakip olara...
  • Ayriligin ilk gunu
    Bugün ayrılığın ilk günü.Pek bir şey hissetmiyorum aslında.Bildiğim ve...
  • Kan
    annem ve babam markete gittiler. kardeşimle ben evdeydik.kardeşim dışa...
  • Bahtiyar 7 Kisi
    Bahtiyar Yedi Kişi! Ebu Hureyre (R.A) şöyle anlatmıştır: Resûlul...


Mirc hikayede sohbet

Yorum Yapin

Yorum yapabilmek icin giris yapmalisiniz.