yeni bir yılın ilk günü ve ilk kahvaltısı. babası küçük samiye gülümseyerek baktı ve – eee küçük sami bir yaş daha büyüdün.kendini nasıl hissediyorsun? küçük sami böyle bir soru beklemediği için ne cevap vereceğini kestiremedi. sadece: -”büyümek daha çok büyümek ve senin gibi olmak istiyorum babacığım” dedi. – hey gidi günler hey dedi küçük saminin babası ahmet bey: -bir zamanlar ben de senin gibi büyümek ve babam gibi olmak istiyordum ama… -evet babacğım ama ne… dedeme benzemek istedigine pişman mısın? -estağfirullah! o nasıl söz oğlum… ben babama hala benzemeye çalışıyorum. sadece şimdiki aklım olsa acaba hala büyümek istermiydim diye düşünüyorum. ahmet bey küçük saminin niçin sorusunu sormasına fırsat bırakmada n deva m etti: – hayat zor oğlum. İnsan büyüdükçe sorumluluklarıda büyüyor. dertler, sıkıntılar… devamlı mücadele, mücadele… herşeyin bir imtihan olduğunu bilmesem inan çok zorlanırdım. neyse ben senin moralini bozmayayım sabah sabah. her yeniyıl yeni bir ümittir. sen bana bakma oğlum çocukluğunun keyfini çıkar. mehmet bey sofradan hızlı bir şekilde kalktı ve paltosunu giydi. kendisini uğurlamaya gelen küçük samiye dönerek; – bende babamı senin gibi işe giderken uğurlardım. zaman ne de çabuk geçti. küçük sami dışarda lapa lapa yağan karı seyrederken bir yandan da babasının söylediklerini düşünüyor ve babasının söylediklerini tam anlamaya çalışıyordu. Çalan zil sesi ile düşüncelerinden sıyrıldı. hemen kapıya yöneldi. -anneciğim ben bakarım. gelen dedesi mehmet bey ve abisi mehmet idi. abisi mehmet sık sık dedesine gider ve onlarda kalırdı.onların gönlünü hoşeder ve yalnızlıklarını onlara hissettirmezlerdi. evleri iki sokak arkada idi. dedesi de hemen hergün onlara bir uğrar torunlarını görürdü. dedesi gülümseyerek küçük samiye baktı. -hayrola yavrum karadenizde gemilerinmi battı. camdan düşünceli düşünceli nereye bakıyordun öyle? küçük sami babasıyla konuşmalarını tüm detaylarıyla anlattı. dedesi dinledikçe iç çekiyor ve “hımm ” diyordu.bazen gülümsüyor bazen de kaşları bir yukarı kalkıyor bir aşağı iniyordu. bazen alnındaki kırışıklıklar derinleşiyor ve “bak sen köftehora” diyordu. ve en sonunda – evet yavrum baban haklı zaman ne de çabuk geçti. daha dün gibi hatırlıyorum yeni doğduğun za anı. Çokta güzel bir bebektin. Çok güzel bebek gördüm ama senin gibisini hiç görmedim. bakışların, gülücüklerin bir başkaydı. sevgi ve duygu dolu bir çocuk olduğunu daha o zaman anlamıştım. İlk konuşmaların ve ilk yürümen evde olay olmuştu. sünnet olduğun zamanı hatırlıyormusun seni ben tutmuştum. Çokta korkmuştun seni gidi kerata… ya babanla ilk camiye gidişini hatırlıyormusun?.. İlk okula başladığın günü… İşte boyledir hayat çabuk geçer. bir bakmışsın okul bitmiş derken askerlik ve evlenme… ve çoluk cocuk derken aynı benim gibi karşında bir torun ve ona hayatın ne kadarda çabuk geçtiğin anlatma faslı… oysa ben de daha dün çocuktum. hala da bir yanım çocuk. aslında hepimiz kocaman birer çocuğuz. zamanı boşa harcayan, hayata geliş sebebini anlamayan ve hayatı boşa harcayan kocaman çocuklarız.
hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 141, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


