Gelecegi Karartmak
Yanina oturup elini de omuzun dan atip sirinlikler yapmaya basladiginda, Seda da kani isinmis numarasi yapmaya baslamisti çok geçmeden. Ve ikisi birden yere halinin üzerine yuvarlandiklarinda
Yanina oturup elini de omuzun dan atip sirinlikler yapmaya basladiginda, Seda da kani isinmis numarasi yapmaya baslamisti çok geçmeden. Ve ikisi birden yere halinin üzerine yuvarlandiklarinda ikisinin de soluklari hizlanmaya baslamisti bile. Seda sessizce fisildadi Necati’nin kulagina.
-Rahat olabilirsin.Korunuyorum.
-Sen ne zaman korunmaya basladin kiz?
-Logusaligim biter bitmez ilk bu isi hallettim. Bir kazayi daha çekemem valla.
-Afferim sana. Göründügün kadar akilliymissin sen valla. Içim ne kadar rahatladi bilsen?
Necati kizin üzerinde basini haliya gömmüsken Genç kiz gözlerini tavana dikmis sinsi sinsi gülüyordu Necati’ye belli etmeden.Bir süre sonra oda kapatti gözlerini ister istemez…..
“Allah’im beni affet dedi. Gençligimde bu isi çok yaptim ama bu yasta elim varmasa da mecbur kalacagim galiba.”
Tek çaresi kaldigini düsünüyordu. Bu çocugu bir sekilde elinden çikarip alabildigi paralarla ortadan kaybolmak. Yapabilecegi hiç bir sey kalmamisti. Bu aileye çok güveniyor ve bütün hesaplarini onlarin üzerine yapmisti.Her hangi bir aksilik çikabilecegini hesap etmeden. Su anda evlatlik isteyen her hangi biri de yoktu ki hayatini kurtarsin bebenin. Ama isin içinde onun hayatini kurtarayim derken kendininkini mahvetmekte vardi. Bir telefon kulübesi daha buldu. Çantasindan küçük telefon rehberini çikarip b yi açti. Burhan.
Bir süre kararsizliginin etkisiyle bekledi elinde ahize. Bir tek telefonla gelecegini kararta bilirdi bebenin. Ve yavrucak masum bir yüz ifadesiyle seyrederken kucaginda bulundugu kadini hiç bir seyin farkinda olmaksizin gülümsüyordu hem de nasil.
-Burhan ben Melahat. Ebe Melahat.
-Oooo melahat abla nerelerdesin? Sesin solugun çikmiyordu hiç. Hayirdir.
-Oglum bir bebe var elimde iki aylik ama nasil desem basina bir sey gelmesinden de korkuyorum açikçasi. Bu yastan sonra günaha girmek….. Bilmem ki?
-Sen korkma ablam. Çocuk güzelse güzel bir sey yapariz ona. O eski isler kalkti artik. Ailelere veriyoruz simdi.Yeter ki güzel olsun.
-Güzel ne ki, bembeyaz bir çocuk. Ela gözlü bir sey.
-Abla sen bir gelsene buraya hem bir görürüz çocugu. Yada nerdeysen söyle ben aldirayim seni.
Melahat çaresizce bulundugu adresi verdi burhana. Burhan orada beklemesini söyleyip telefonu kapattiginda ahizeyi yerine birakmadan bir numara çevirdi.
-Hasan abi ben burhan nasilsin?
-Sagol burhanim iyiyim. Hayirdir?
-Hayir abi. Bir çocuk varmis iki aylik.
-Iyi iste gönder aslanim.
-Abi af buyur ama 15 milyar diyorlar.
-15 milyarina k……yim oglum.Çocuk güzel mi? Is yapar miymis peki?
-Abi ben görmedim. Is yapar mi bilemem ama beyaz tenli ela gözlü bir seymis.
-Iki aylik çocugun göz rengimi olur lan it. Benimi yiyorsunuz aklinizca.
-Abi bizim ebe melahat yok muydu eskiden? O aradi simdi beni. Ne dediyse onu söyledim Valla. Bende görmedim.
-Alin gelin lan melahati buraya. Bir diyecegi varsa bana desin. Aracimi koyuyor kasar.
-Abi gelecek bana birazdan. Gelsin alir getiririm sana.
Melahat büro tarzinda dösenmis daire kapisindan içeri girdiginde kucaginda çocugu daha bir siki tutuyordu.
-Abla o kadar sikma öldürecen çocugu. Ver bakiim sunu bana.
Eline aldiginda içinde tuhaf bir sicaklik hissetse de umursamadi bile. Onlarin mesleginde merhametin yeri yoktu açikçasi. Ve hiçte isi olmazdi öyle seylerle.
-Sen burada bekle beni bir saat kadar. Ben bir yere gösterip gelecegim. Korkma; senin adina bende emanet bu çocuk. Için rahat olsun.
Çocugu alip evden çikti burhan. Arabasina atlayip solugu Hasanin yaninda aldi.
-Nerde lan o kasar? Niye getirmedin?
-Abi sana getirdigimi bilmiyor. Karida tuhaf bir tedirginlik var. Bu islere vermek istemiyor çocugu. O yüzden bende senden bahsetmedim. Ailelere veriyoruz dedim. Bilmesin bizim bu islere devam ettigimizi. Zaten tedirgin. En azindan bu konuda içi rahat olsun diye söylemedim açikçasi.
-Tamam tamam iyi yapmissin. Ver bakiim sunu bana. Ulan ne tatli bir sey bu böyle.
Masasinin arkasinda bulunan deri kapli koltuga oturup kucagindaki çocugu bir bes dakika daha sevdi yanaklarini usul usul sikarak. Bir kaç kerede öpücük kondurmayi ihmal etmedi sefkatle.
-Bu kadar çocuk sevgisi yeter. diye söylenip seslice içeri bagirdi hayvan gibi.
-Kemaaaal. Gelin alin lan bu çocugu. Geceden kirin bacaginin birini. Üç ayda ancak gelir kendine.
Burhanin merakla kendisine baktigini görünce :
-Telaslanma aslanim. Ben seni ne zaman üzdüm. Sonra aceleyle titreyerek içeri gelen kemale dönüp:
-Bu koç`a 20 milyar versinler söyle de.
Sonra tekrar Burhana dönüp:
-Sen ne zaman hak ettin de ben sana fazlasiyla vermedim ulan Burhan. O kasar bilmesin çocugun bende oldugunu sakin. Korkaksa bir isim olmaz onla. Tanimam,Tanimasin.
Agzi yayilarak çikti burhan odadan disari. Kapinin önünde bekleyen kemal le beraber baska bir odaya girip parayi aldi nakit olarak. Bu islerde çek çük olmazdi bilirdi. Ama bu kadar fazla alacagini da beklemiyordu açikçasi. Arabasina bindiginde kendi bürosuna telefon açip Melahati istedi .
-Abla besi zor veriyorlar. Yedi buçuga zor bagladim. Bir milyarda bana verdiler. Birde senden alirim tamam mi?
-Bir çok, yediyi alirim burhan gerisine karismam.
-Tamam tamam. Veriyorum öyleyse. Bak geri dönüsü olmaz bir daha bilesin.
-Tamam.
Yarim saat sonra bürosundan içeri girdiginde Melahat kendisini bekliyordu merakla.
-Abla tamam bu is. Al su parani say. Ama bak bu isler bizim eski yaptigimiz islere benzemiyor. Hem parasi daha az hem de tehlikesi çok fazla. Eger bu isten bir çapan oglu çikarsa ne seni öldürürler nede beni. Adamlarin kitabinda can vermek yok valla. Öldür diye
yalvarana çok sahit oldum ama öldürülene rastlamadim daha. Biz artik tanimadigimiz insanlarla bu islere girmiyoruz. Seninle çok eski bir hukukumuz oldugundan sana güvendim. Baska biri gelse ve üste birde para verse bizim isimiz olmaz o islerle deyip gönderiyoruz valla.
-Sen merak etme Burhan. Beni bilirsin dilimi kesseler bir sey söylemem kimseye. O kadar içeri girdim çiktim. Birinize bir zeval geldi mi bu güne kadar benden yana.
-Tamam iste abla o yüzden ikiletmedim ya. Anlasana ne kadar güvenir severim seni.
-Sagol sagol. Ben kalkayim artik burhan.
-Parayi da saymadin ama.
-Sen beni tanimaz misin a aslanim? Eksik olsa bile demez miyim raki parasi olsun koçuma?
-Benim ablama bak yaaaa.
Disari çiktiginda hava kararmisti artik.
-Eve gitmeliyim. Orospu öyle bir yatak açmis ki bana belim kopuyor valla. Ilk firsatta buradan uzaklasmaliyim uzun bir süre.
O gece köhne bir yapinin bodrum katinda onlarca çocugun bulundugu ortamda arka odalarin birinden dayanilmasi zor anlatmasi imkansiz bir bebek sesi yükseliyordu yürekleri parçalarcasina. Sanki anlarmis gibi susturmaya çalismalari bosuna ama pek te umursamiyorlardi aslinda diger çocuklara göz dagi olur diye. Feryat figanlar arasinda zor duyulan çatirtilarin anlamini oradakilerin çogu göremese de çok iyi biliyorlardi. Onlarca kez
sahit olduklari bu insafsizligin yüzündendi seslerini çikaramayislari. Korku köhne binanin temellerine kadar islemis ses seda çikmiyor kimse korkudan yerinden kipirdayamiyordu. Sabaha kadar dinmedi çocuk inlemesi. Sabaha kadar ne kendi uyudu ne baskasini uyuttu. O sese cani yanan baska çocuklarda varsa da onlarda sadece yorgan niyetine üzerlerine çektikleri çaput parçasinin altina saklanip elleriyle kulaklarini kapatmak zorunda kaliyorlardi. Duymamak isitmemek için. Bu inlemeler dört gün dört gece devam etti araliksiz. Besinci günün sabahina dogru agir agir azalmaya baslamasi acinin dinmeye baslamasindan mi yoksa uykusuzlugun dayanilmamasindan mi kimse anlayamadi. Ama yüregi burkularak içten içe aglayanlar da rahat bir nefes aldilar, bitti acisi diye. Ve o günden sonra o mekanin içinde hiç kimse o bebegin güldügünü göremedi ilginçtir. Ve bakislarinda asla parlaklik görülmedi.
Dalgin, soguk ve donuk bakiyordu kim ne yaparsa yapsin. Minicik bedeninin derinliklerine kadar islemisti çekilen izdirabin tohumlari.


