<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikaye Hikayeler Makale Makaleler Siir Siirler Hikayeleri Guzel Sozler Gunluk Kim kimdir nedir mesaj mesajlar sozler mIRC Chat Sohbet</title>
	<atom:link href="http://www.hikayede.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hikayede.com</link>
	<description>Hikaye Hikayeler Makale Makaleler Siir Siirler Hikayeleri Guzel Sozler Gunluk Kim kimdir nedir hepsi bu Sitede</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Feb 2010 23:15:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sex Sohbet</title>
		<link>http://www.hikayede.com/sex-sohbet.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/sex-sohbet.php#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 23:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[chat]]></category>
		<category><![CDATA[mIRC]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[Sex chat]]></category>
		<category><![CDATA[Sex chat odasi]]></category>
		<category><![CDATA[Sex lar]]></category>
		<category><![CDATA[Sex mirc]]></category>
		<category><![CDATA[Sex mirc indir]]></category>
		<category><![CDATA[Sex mrc]]></category>
		<category><![CDATA[Sex muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sex script]]></category>
		<category><![CDATA[Sex sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sex sohbet odasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=797</guid>
		<description><![CDATA[Sex Sohbet Odalarina Hosgeldiniz
Sex Chat Muhabbet mirc sitesinde asagida nickinizi yazarak aninda chate girebilir yada bir altindaki Sex Mirc Programini indirerek hizli sade turkce sohbetin tadini Sex muhabbet ile cikartabilirsiniz.
 Nickni Yaz:



Sex Mirc Chat programi indir


hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 1, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sex Sohbet</strong></em> Odalarina Hosgeldiniz</p>
<p><em><strong>Sex Chat</strong></em> Muhabbet mirc sitesinde asagida nickinizi yazarak aninda chate girebilir yada bir altindaki <em>Sex Mirc</em> Programini indirerek hizli sade turkce sohbetin tadini Sex muhabbet ile cikartabilirsiniz.</p>
<form action="http://chat.seviyo.net" method="post" target="_blank"> Nickni Yaz:</p>
<input name="nick" size="10" type="text" />
<input type="submit" value="Chate gir" /></form>
<form action="http://chat.seviyo.net" method="post">
<a href="http://www.seviyo.net/mirc.exe">Sex Mirc Chat programi indir</a><br />
</form>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 1, bugün ise 1 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/sex-sohbet.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dede Fikrasi</title>
		<link>http://www.hikayede.com/dede-fikrasi.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/dede-fikrasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 20:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikralar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/dede-fikrasi.php</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü bir haber kanalı, ülkenin en yaşlı adamını bulmuş canlı yayında konuk ediyorlarmış.Spiker bir kaç sorudan sonra muhabbeti ısıtmak için
-&#8221;Eeee dede şöyle gençliğinden güzel bir anı anlatırmısın&#8221;demiş.
Dede:
-&#8221;Anlatayım , daha gençtik günlerden birgün muhtarın kızı koyunları otlatırken yolunu bulamamış ve kaybolmuştu. bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık muhtarın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü bir haber kanalı, ülkenin en yaşlı adamını bulmuş canlı yayında konuk ediyorlarmış.Spiker bir kaç sorudan sonra muhabbeti ısıtmak için<br />
-&#8221;Eeee dede şöyle gençliğinden güzel bir anı anlatırmısın&#8221;demiş.</p>
<p>Dede:<br />
-&#8221;Anlatayım , daha gençtik günlerden birgün muhtarın kızı koyunları otlatırken yolunu bulamamış ve kaybolmuştu. bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık muhtarın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve&#8230;</p>
<p>Spiker canlı yayın olduğu için biraz bozulmuşve dede demiş<br />
- &#8220;başka güzel bir anı daha anlatırmısın?&#8221; .</p>
<p>Dede:<br />
- &#8220;anlatayım&#8221;demiş. &#8220;yine bir gün bakkalın kızı koyunları otlatırkenyolunu bulamamış ve kaybolmuştu.bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık bakkalın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve birbirimizin olduk&#8221;demiş.</p>
<p>Spiker bunun üzerine:<br />
&#8220;Eee dede bunlar güzel anılar bir de kötü bir anını anlatırmısın?&#8221;.</p>
<p>Dede başını öne eğmiş ve kısık bir sesle:<br />
&#8220;Bir gün de ben kayboldum&#8230;&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/dede-fikrasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sizin seksiniz ne renk</title>
		<link>http://www.hikayede.com/sizin-seksiniz-ne-renk.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/sizin-seksiniz-ne-renk.php#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 20:28:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[seksin rengi]]></category>
		<category><![CDATA[seksolog]]></category>
		<category><![CDATA[sexolog]]></category>
		<category><![CDATA[sexte renk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=787</guid>
		<description><![CDATA[Alman Seksolog Volkmar Sigusch, seksi iki renge ayırıyor: Beyaz ve siyah. Beyaz, sanıldığı gibi masumiyet değil, cinselliğin kalıplara sokulmadan alabildiğine yaşanması anlamına geliyor. Seksologlar, çağımızın cinsellik anlayışının bu yönde olduğuna dikkat çekiyor.
‘Beyaz seks’ olur da, ‘siyah seks’ olmaz mı? Sigusch’un tespitlerine göre var. Bu da gerilmiş sinirler, hayal kırıklığı, bitmek tükenmek bilmeyen bir yalnızlık hissi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alman Seksolog Volkmar Sigusch, seksi iki renge ayırıyor: Beyaz ve siyah. Beyaz, sanıldığı gibi masumiyet değil, cinselliğin kalıplara sokulmadan alabildiğine yaşanması anlamına geliyor. Seksologlar, çağımızın cinsellik anlayışının bu yönde olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>‘Beyaz seks’ olur da, ‘siyah seks’ olmaz mı? Sigusch’un tespitlerine göre var. Bu da gerilmiş sinirler, hayal kırıklığı, bitmek tükenmek bilmeyen bir yalnızlık hissi anlamına geliyor. Üstelik gelecekte siyah seks daha sık görülecek.</p>
<p>İçten gelen bu dürtü, çağımızda sürekli baskı altına alınıyor. Dolayısıyla insanlar sürekli kendini partnerine kanıtlamanın, yani sürekli bir Sharon Stone ya da bir Michael Douglas ‘performansını’ yakalamanın yollarını arıyorlar. Bu da strese, isteksizliğe, “Ya bu işi onun gibi beceremezsem?” gibi başarısızlık korkularına, hatta performans düşüklüğüne yol açıyor. Seksologların söylediklerine göre, çağımızda cinsellik sürekli bir ‘kalıba’ yerleştirilmeye çalışılıyor. Bu da çiftlerin yatakta içlerinden geldikleri gibi değil; kitapta yazdığı gibi, ‘hesap kitap’ yaparak hareket etmelerine yol açıyor. Oysa bu işin usulü ‘doğal’ olmak. Uzmanlara göre, en faydalı cinsellik; stresten, baskıdan ve ‘kurallardan’ uzak olan cinsellik.</p>
<p>Bilim adamları, her insanın farklı bir cinsellik anlayışı olduğunu söylüyor. Yani herkesin seksi kendine. Dolayısıyla, sağlıklı bir seks yaşamı için ‘haftada en az üç kez’ ya da ‘yılda en az 104 kez’ gibi hesaplardan uzak durmak şart. Çünkü bu iş ‘haftada bir’e düştüğünde kimse kalpten gitmiyor&#8230; Alman haftalık haber dergisi Focus, çağımızda cinselliğin nasıl yaşandığını, insanlarda ne tür bir cinsellik anlayışı olduğunu yani insanların cinselliğe olan bakış açılarını inceledi. ‘Neo-Seks’, yani ‘Çağın Seksi’ başlıklı bu kapsamlı dosyada, ayrıca Alman Seksolog Volkmar Sigusch’un da bir yazısına yer verdi. Sigusch, seksi ‘siyah’ ve ‘beyaz’ olarak ikiye ayırıyor&#8230;</p>
<p>“Cinsellik bir ihtiyaç”</p>
<p>Bugüne kadar toplam 32 kitap çıkarmış, Frankfurt Üniversitesi Öğretim Üyesi Seksolog Volkmar Sigusch, ‘beyaz’ ve ‘siyah’ bir cinsel yaşamdan söz etmenin mümkün olduğunu söylüyor. Focus dergisinde yayımlanan bir yazısına göre ‘beyaz seks’, sanılanın aksine saf, temiz ya da masum bir seks anlamına gelmiyor. ‘Beyaz’ derken Sigusch burada aslında ‘beyazlamış’, rengi açılmış, belli bir renge, kalıba sokulmamış, özgür seksten söz ediyor. Yani cinsellikleri ‘beyaz’ olan kişiler, cinselliği belli kalıplara göre değil; istedikleri gibi yaşıyorlar. Sigusch’un söylediklerine göre, burada ‘beyaz’ aslında ‘renksiz’ anlamına da geliyor. Ancak ‘renksiz’ derken, monoton bir cinsel yaşamdan söz edilmiyor. Seksi ‘beyaz’ yaşayan insanlar, cinsellikte çeşitliliğe çok önem veriyorlar. Sigusch’a göre bunlar, kendine çok güvenen, cinsel tercihini istediği gibi yapmış, ne istediği konusunda kararlı insanlar. Ancak bu insanlar, bir yandan duygusal ve sosyal açıdan partnerlerine bağlı kalmayı tercih ederken, öte yandan cinsellik konusunda daha özgür ve bağımsız olmak da istiyorlar. Seksologlar, çağımızın cinsellik anlayışının bu yönde olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>‘Beyaz seks’ anlayışındaki çiftler, birbirlerine yakınken, aynı zamanda da aslında uzaklar. Yani insanlar birbirlerine ‘körü körüne’ bağlı değil. Bu anlayışta rahatlık ön planda; üreme ve çocuk bakma gibi ‘zahmetler’ ise geri planda. İnsan ilişkilerinin gittikçe daha bencil bir hal aldığını söyleyen Sigusch, cinsel yaşamın da gittikçe daha bencilce yaşanmaya başlandığına dikkat çekiyor: “İnsanlar artık samimi olmayan, yalancı duygularla vakit kaybetmek istemiyorlar. Hissettiklerini açıkça yaşamak istiyorlar. İnsanlar, seksin aslında sadece bir ihtiyaç olduğunu fark ediyorlar. İşin içine çok fazla duygu katmamayı tercih ediyor pek çok çift&#8230;”</p>
<p>Pek çok insanın ‘anormal’ ya da ‘hastalıklı’ olarak anılmadığı cinsellik anlayışına da Sigusch, ‘beyaz seks’ gözüyle bakıyor. Seksolog Sigusch’a göre eşcinsel insanların yaşadıkları cinsellik, aslında ‘beyaz seks’e iyi bir örnek. Çünkü bu insanlar; kendine güvenen, cinsellikte kalıplara karşı çıkan, bunu kendi istedikleri gibi yaşayan insanlar&#8230;</p>
<p>“Cinsellik gittikçe siyahlaşacak”</p>
<p>Uzmanlara göre; insanların, gittikçe seksi sadece bir ihtiyaç olarak görmeleri, işin içine çok fazla duygu katmamaları, ‘internette seks’ ya da ‘sanal seks’ gibi kavramları gündeme getirdi. Seksolog Volkmar Sigusch’a göre, bu da pek çok insanı seksten tamamen uzaklaştırırken, pek çok insanın da seksi ‘sapkın’ yaşamasına yol açtı. Çağımızda artık çeşit çeşit cinsellik anlayışı hâkim.</p>
<p>Beyaz seks olur da, ‘siyah seks’ olmaz mı? Sigusch’un tespitlerine göre var. Bu da gerilmiş sinirler, hayal kırıklığı, bitmek tükenmek bilmeyen bir yalnızlık hissi anlamına geliyor. Sigusch, “Bence cinsellik, önümüzdeki yıllarda gittikçe siyahlaşacak. Çünkü insanlar gittikçe bencilleşecekler. Yalnız yaşayan insan sayısı artacak ve onlar, ‘Bu bizim yaşam tarzımız’ diyerek kendilerini kandıracaklar. Üremek, gittikçe daha ‘matematiksel’ bir hale gelecek ve etrafta genleri düzeltilmiş çocuklar dolaşacak” diyor.</p>
<p>Seksologlara göre, cinsel anlayış zamanla birlikte değişime uğruyor. Uzmanlar, cinsellik de dahil olmak üzere pek çok şeyin ticarete dönüşebileceğini de vurguluyorlar. Alıp satılamayacak tek değerin ‘aşk’ olduğuna da dikkat çekiliyor. Ancak Seksolog Sigusch, ‘aşkın’ da temelinde ‘sapkınlık’ duygularının var olduğuna değiniyor. Hatta ona göre aşkta hafif bir ‘sapkınlık’ olması gerekiyor. Aksi takdirde âşık olmak çok sıkıcı olur. Sigusch, “Aslında çiftleri birbirlerine çeken ve onları birbirlerine bağlayan bu sapıklıklar” diyor.</p>
<p>Peki, geleceğimizi nasıl görüyor Sigusch? Ona göre gelecek kuşak gizli bir sadakat, aynı zamanda da bağımsızlık duygularıyla yaşayacak. Gerçek aşk ve sanal aşk arasında gidip gelecekler. Ünlü Seksolog Sigusch’a göre, bu insanların hem gerçekçi hem de ‘renkli’ bir cinsel yaşamları olacak&#8230; </p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 0, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/sizin-seksiniz-ne-renk.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha iyi Anlatma</title>
		<link>http://www.hikayede.com/daha-iyi-anlatma.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/daha-iyi-anlatma.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 12:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[NewYork&#8217;ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci
birgün,bir şairin dikkatini çeker.
Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye
günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar.
Dilencide sekiz dolar kadar olduğunu söyler. Bunun üzerine şair,
dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar;
- &#8220;Şimdi buraya senin kazancını arttıracak birşeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin&#8221;
der ve oradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NewYork&#8217;ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci<br />
birgün,bir şairin dikkatini çeker.<br />
Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye<br />
günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar.<br />
Dilencide sekiz dolar kadar olduğunu söyler. Bunun üzerine şair,<br />
dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar;<br />
- &#8220;Şimdi buraya senin kazancını arttıracak birşeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin&#8221;<br />
der ve oradan ayrılır.<br />
Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca<br />
dilenci;<br />
- &#8220;Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada<br />
kazancım ikiye katlandı. Çok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız?&#8221;<br />
Bunun üzerine şair gülümser ve:<br />
- &#8220;Tabelada &#8220;Doğustan körüm, yardım edin&#8221; yazıyordu. Bense &#8220;Bahar gelecek, ama ben yine göremeyeceğim diye yazdım&#8221;<br />
der. Önemli olan, anlatılmak istenen seyi en iyi şekilde anlatmak<br />
olduğuna göre; Her şeyin daha iyi anlatılabileceği bir yol vardır. Yeter ki onu bulmaya, uygulamaya ve ufkumuzu bu doğrultuda genişletmeye uğraşalım&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/daha-iyi-anlatma.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortopedi 5</title>
		<link>http://www.hikayede.com/ortopedi-5.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/ortopedi-5.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 11:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[BOYUN AĞRILARI
BOYUN AĞRILARI
Boyun ağrıları bel ağrıları kadar sık görülmemekle birlikte, her yaş grubunda karşılaşılabilen, yaşam kalitesini düşürüp iş gücü kaybına neden olabilen önemli bir sorundur.
Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir:
Kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler
Boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi (yansıyan ağrı)
Boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar.
Akut boyun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BOYUN AĞRILARI</p>
<p>BOYUN AĞRILARI</p>
<p>Boyun ağrıları bel ağrıları kadar sık görülmemekle birlikte, her yaş grubunda karşılaşılabilen, yaşam kalitesini düşürüp iş gücü kaybına neden olabilen önemli bir sorundur.<br />
Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir:<br />
Kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler<br />
Boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi (yansıyan ağrı)<br />
Boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar.</p>
<p>Akut boyun ağrısının en sık nedenleri:<br />
Boyun fıtığına bağlı ağrı atakları<br />
Miyofasyal ağrı sendromu<br />
Boyun bölgesindeki yumuşak dokuların zorlanması (Servikal strain)</p>
<p>Kronik boyun ağrısının en sık nedenleri:<br />
Boyun kireçlenmesi<br />
Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal ağrılar (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit)<br />
Fibromiyalji</p>
<p>Yanlış duruş, psikolojik stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk gibi etkenler boyun bölgesinde ağrı nedenidir. Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, sürekli tek noktaya odaklaştıkları için boyun kaslarının yeterince hareket etmemesi sonucu ağrı çekerler.</p>
<p>Özellikle stres boyun kaslarında kasılmaya neden olur ve boyun ağrısı ve gerilim baş ağrısı ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan ağrılarda kas gevşeticilerin yanı sıra bölgeye yapılan enjeksiyonlar, gevşeme egzersizleri, fizik tedavi yapılması ve antidepresan ilaç verilmesi yoluna gidilir.</p>
<p>Boyun Fıtığı</p>
<p>Belde olduğu gibi boyunda da fıtık olabilir. Omurları birbirinden ayıran diskler yarı eklem sayılırlar. Disk ortasında jel kıvamında bir madde ve bunun çevreleyen yastıkçıklardan oluşur. Bu yastıkçıklardan daha dışta olanlar içtekilere göre serttirler. Yaşın ilerlemesi ve travmaya maruz kalma durumlarında bu yastıkçıklar yıpranmaya başlar. Dıştaki tabaka giderek incelir, ani yapılan ters bir hareket sonrasında yırtılır.</p>
<p>İçteki jel kıvamındaki madde bu yırtıklardan dışarı doğru kayarak, omurilikten çıkıp kolumuza giderek o bölgelere hareket emri veren veya o bölgelerin duyusunu algılamanızı sağlayan sinirimize baskı yapar. Böylece boyun-kol ağrısı ve o kolumuzda uyuşma, karıncalanma, bazen de güçsüzlük hissederiz.Böyle durumlarda ilaç tedavisinin yanı sıra öncelikle istirahat, daha sonra fizik tedavi, yetmediği durumda ise son zamanlarda gelişen tekniklerle bölgeye iğne (epidural steroid enjeksiyonu) veya kateter (epidural lizis) adı verilen ince sondalarla girilerek ilaç verilmesi, bu da olmadığı taktirde cerrahi girişim gerekebilir. Hasta düzenli olarak boyun egzersizlerini yaparak ve boyun koruma prensiplerine uyarak ağrının sık tekrarlamasını önleyebilir.</p>
<p>Boyun Kireçlenmesi<br />
Servikal omurgayı meydana getiren yapıların (kemik, bağ, kas) yozlaşması sonucu ortaya çıkan ve buna bağlı sinir ve damarsal bozuklukları da içeren klinik bir tablodur. Nedenlerinin yaşlanma, mikro travmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük &#8211; hissizlik &#8211; yanma &#8211; batma, ellerde zayıflık &#8211; beceri azalması &#8211; uyuşma &#8211; karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir.<br />
Boyun kireçlenmesine bağlı ağrının tedavisinde kullanılan yöntemler:<br />
İstirahat<br />
Boyun korsesi<br />
İlaç tedavisi<br />
Fizik tedavi<br />
Egzersiz<br />
Enjeksiyon yöntemleri<br />
Eğitim</p>
<p>Servikal Strain</p>
<p>(Boyun bölgesindeki yumuşak dokuların zorlanması):</p>
<p>Travma ve duruş bozukluğu sonucu gelişen, boyunda tutukluk ve lokal ağrı ile karakterize bir tablodur. Masa başında çalışanlarda olduğu gibi boynu uzun süre aynı pozisyonda tutmak, yatarak televizyon seyretmek, uygun olmayan yastık ve yatakta yatmak gibi nedenler boyunda zorlanmaya yol açabilirler. Kaslarda kasılma gelişeceğinden boyundaki normal olan eğrilik azalır, boyun hareketleri ağrılı ve kısıtlı olur. Boyna yönelik radyolojik tetkiklerin sonucu genellikle normaldir.Tedavi; ilaç, fizik tedavi ve egzersiz yöntemleri ile mümkündür.</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/ortopedi-5.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanda Bikini Giymek Orucu Bozar Mı</title>
		<link>http://www.hikayede.com/ramazanda-bikini-giymek-orucu-bozar-mi.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/ramazanda-bikini-giymek-orucu-bozar-mi.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 09:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinsel Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bikini Giymek]]></category>
		<category><![CDATA[Bikini Giymek Orucu Bozar Mı]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[oruçlu iken bikini]]></category>
		<category><![CDATA[oruçlu iken mayo giymek]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bikini mayo]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazanda Bikini Giymek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=706</guid>
		<description><![CDATA[İlahiyatçılardan tatilcilere oruç uyarıları…
Ramazan ayında oruç tutacak tatilciler, su yutmadıkları sürece deniz ya da havuza girmelerinde sakınca yok. İlahiyatçılar “Bikini orucu bozmaz ama günah” diyor.
Ramazan ayının yaz sezonuna denk gelmesi, tatilcileri oruç tutarken denize ya da havuza girilip girilmeyeceği konusunda tedirgin etti. İlahiyat profesörleri denize girmenin banyo yapmak ile eş olduğunu, su yutmadıkça orucu bozmayacağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlahiyatçılardan tatilcilere oruç uyarıları…<br />
Ramazan ayında oruç tutacak tatilciler, su yutmadıkları sürece deniz ya da havuza girmelerinde sakınca yok. İlahiyatçılar “Bikini orucu bozmaz ama günah” diyor.</p>
<p>Ramazan ayının yaz sezonuna denk gelmesi, tatilcileri oruç tutarken denize ya da havuza girilip girilmeyeceği konusunda tedirgin etti. İlahiyat profesörleri denize girmenin banyo yapmak ile eş olduğunu, su yutmadıkça orucu bozmayacağını söylese de, ağız ve buruna su kaçırmama uyarısı da yaptı.<br />
chat</p>
<p>Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, cilde sürülen kremlerin orucu bozmayacağını söylese de, bikiniyle denize girmeyi doğru bulmuyor. Ateş, “Kadının o şekilde giyinmesi orucu bozmaz ama günâh. Erkeğin bikini, mayo giyen kadına bakması da orucu bozmaz ancak dinimizce haramdır. Oruç ayrı bir şey. Yeme, içme ve cinsel münasebet orucu bozar. Kişi oruç tutuyorsa tüm vücuduyla tutmalı, sadece midenin aç kalmasıyla değil” diye konuştu. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Fayda, oruçluyken insanların günah işlememeye çalıştığını, orucun her türlü günahı önlemesi gerektiğini belirtti. Fayda, “Mesela erkekler, bikinili kadına bakmamalı. Bunun dışında kişi istediği gibi denize girebilir. Su yutmazsa sorun yok. İnsanlar çeşit çeşit, ağızlık burunluk takarak yüzenler var” dedi.</p>
<p>ACEMİLER DİKKAT!<br />
Eski Diyanet İşl. Bşk. Prof. Dr. Süleyman Ateş<br />
“Denize girmek, banyo yapmak orucu bozmaz. Ama ağız ve buruna yanlışlıkla su kaçarsa elbette oruç bozulur. Kaçırmadan da yüzmek mümkün. Yıllardır denize girerim ve hiçbir sorun yaşamadım. Acemi olan, kendine güvenmeyen oruçluyken denize girmesin. Midelerine su kaçabilir.”</p>
<p>SU YUTMAYIN YETER<br />
İlahiyat Profesörü Saim Yeprem<br />
“Havuz ve denize girmekle oruç bozulmaz. Orucun bozulması için dışarıdan vücuda bir şey girmesi lazım. Su yutmak gibi oruca ters düşen davranışta bulunmamak gerekir. Kişilerin oruç tutabilmek için tatilden dönmeyi düşünmesi ise kendi takdirleri ama rahatlıkla devam edebilirler.”</p>
<p>Sabah</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/ramazanda-bikini-giymek-orucu-bozar-mi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler Gunu Mesajlari</title>
		<link>http://www.hikayede.com/anneler-gunu-mesajlari.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/anneler-gunu-mesajlari.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2007 17:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Siir]]></category>
		<category><![CDATA[Sozler]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[analar gunu]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneler gunu]]></category>
		<category><![CDATA[anneler gunu mesajlari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/anneler-gunu-mesajlari.php</guid>
		<description><![CDATA[Yeryüzündeki binlerce çiçek arasından en güzeli ve anlamlısı olan anneme,seni çookk ama çok çok seviyorum&#8230;en anlamlı günde yanında olabilecek olmak çok güzel&#8230;
Benim annem, canım annem. Sen benim hayatımın, en büyük varlığısın. Sensiz bir hayat düşünemiyorum senin varlığın, beni hayatta en mutlu eden şey. İyi ki varsın ve iyi ki benim annemsin, senin gibi bir annem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeryüzündeki binlerce çiçek arasından en güzeli ve anlamlısı olan anneme,seni çookk ama çok çok seviyorum&#8230;en anlamlı günde yanında olabilecek olmak çok güzel&#8230;</p>
<p>Benim annem, canım annem. Sen benim hayatımın, en büyük varlığısın. Sensiz bir hayat düşünemiyorum senin varlığın, beni hayatta en mutlu eden şey. İyi ki varsın ve iyi ki benim annemsin, senin gibi bir annem olduğu için gurur duyuyorum. Anneler günün kutlu olsun annem…</p>
<p>Canım Annem, benim senin varlığın her şeyiyle bana hayat veriyor. Senin o sıcacık sevgin vazgeçilmez sıcaklığın her zaman beni ısıttı, hep nerde zorda kalsam bana bir çıkar yolu buldun karanlıkta kaldığımda ay gibi parlayan ışığım, soğukta üşüdüğümde içimi sıcacık ısıtan sevginle her zaman yanımda oldun. iyiki varsın iyiki benim annemsin senin gibi annem olduğu için Allahıma sonsuz şükürler olsun seni çok seviyorum. Can özüm biricik anacığım, anneler gününü canı gönülden kutlarım, ellerinden öperim&#8230; Anneler Günün Kutlu Olsun&#8230;</p>
<p>Annecim, biriciğim.. Sonsuz sevgini, bitmez tükenmez sabrını ancak anne olunca anlayabileceğim herhalde.. Seçme şansım olsaydı yine senin annem olmanı istedim.. SENİ ÇOOOOKK SEVİYORUMM&#8230; Anneler günün kutlu olsun!!!</p>
<p>Bu dünyadaki en güvenli sığınağım senin kucağın. Benim annem olman bu dünyadaki en büyük şansım. seni seviyorum annem.. annerler günü kutlu olsun annem.</p>
<p>Meğer dilimdeki ve beynimdeki en güzel kelime senin adınmış. Sana her seslenişimde ya acım diniyor ya da sevgim coşuyor. Anneler günü kutlu olsun canım annem</p>
<p>Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum anne. Anneler günün kutlu olsun canım annem</p>
<p>Anneciğim, bir günümde değil her günümdesin. Annem olman dünyadaki en büyük şansım,<br />
iyi ki varsın. Anneler günün kutlu olsun</p>
<p>fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; annem derdim canım annem seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun canım annem</p>
<p>Yüreğindeki sınırsız sevgi ve sabır için çok teşekkürler canım anneciğim&#8230; Anneler günün kutlu olsun!</p>
<p>Mesafeler uzak olsa da yüreğim hep seninle canım annem&#8230; Anneler günün kutlu olsun!</p>
<p>Sen varken ben yoktum. Sen açken ben toktum. Şimdi de, sonra da basımın tacı annem. Seni hep seveceğim benim canım annem.</p>
<p>Seni unutmadığımı bugünde bilmeni istedim. Anneler günün kutlu olsun dünyanın en güzel ve özel annesi&#8230;</p>
<p>Bir günümde değil her günümdesin. Her gün her saniye benimlesin. Her zaman bana destek oldun. Sen benim için çok özelsin. Anneler günün kutlu olsun&#8230;</p>
<p>Benim için her şeye katlanan, her zaman yanımda olan, değeri biçilemeyen dünyanın en güzel annesine… Anneler günün kutlu olsun canım annem…</p>
<p>Dün sana kızdıklarımı bugün ben yapıyorum Anne.</p>
<p>Çünkü aslında senin küçük bir kopyanım. Umarım senin kadar sevgi dolu olurum, Anneler günün kutlu olsun canım annem…</p>
<p>Benim için her şeye katlanan her zaman yanımda olan değeri biçilemeyen dünyanın en güzel annesinin, anneler günü kutlu olsun&#8230;</p>
<p>Anneciğim, bir günümde değil her günümdesin. Annem olman dünyadaki en büyük şansım, iyi ki varsın. Seni çok seviyorum annem.</p>
<p>Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.</p>
<p>Eğer bana gözlerinle değil de kalbinle bakmış olsaydın, seni ne kadar sevdiğimi çok iyi anlardın&#8230; Anneler günün kutlu olsun canım annem&#8230;</p>
<p>Canım annem, sultanım&#8230; Aldığım son nefese yaşadığım son güne kadar ben sana sende bana aitsin annem. Anneler günün kutlu olsun sultanım.</p>
<p>Canım Annem benim senin varlığın herşeyiyle bana hayat veriyo senin o sıcacık sevgin vazgeçilmez sıcaklığın herzaman beni ısıttı hep nerde zorda kalsam bana bir çıkar yolu buldun karanlıkta kaldığımda ay gibi parlayan ışığım, sogukta üşüdüğümde içimi sıcacık ısıtan sevginle herzaman yanınmda oldun iyiki varsın iyiki benim annemsin senin gibi annem olduğu için Allahıma sonsuz şükürler olsun seni çok seviyorum canozüm biricik anacığım anneler günü canı gönülden kutlarım sevgi vede saygılarımlaa</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/anneler-gunu-mesajlari.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzaydan Gelen Cocuk</title>
		<link>http://www.hikayede.com/uzaydan-gelen-cocuk.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/uzaydan-gelen-cocuk.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2007 19:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Kurgu Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaylilar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/uzaydan-gelen-cocuk.php</guid>
		<description><![CDATA[( Bu bilim kurgu hikayemiz daha yaşanabilir bir dünyanın özlemiyle yazılmıştır. Hiçbir ideoloji ve başta Yahudiler olmak üzere hiçbir ırkla alıp veremediği yoktur. Sadece edebî ve evrensel kaygıları ifade eder&#8230;)
Uzayda, dünyadan başka bir yerde hayat olmadığını düşlemek, insan bencilliğinin en canlı örneğidir. Hem de insanlığın ortak bir ayıbıdır. Buna kesin olarak inanılsaydı. Dünya insanları şüphesiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>( Bu bilim kurgu hikayemiz daha yaşanabilir bir dünyanın özlemiyle yazılmıştır. Hiçbir ideoloji ve başta Yahudiler olmak üzere hiçbir ırkla alıp veremediği yoktur. Sadece edebî ve evrensel kaygıları ifade eder&#8230;)</p>
<p>Uzayda, dünyadan başka bir yerde hayat olmadığını düşlemek, insan bencilliğinin en canlı örneğidir. Hem de insanlığın ortak bir ayıbıdır. Buna kesin olarak inanılsaydı. Dünya insanları şüphesiz birbirlerine daha yakın olacaklardı. Tıpkı ölümlü hayatın şuurundaki olgun kişiler gibi aynı geminin yolcuları (!) insanlarla daha çok sevginin hakim olduğu bir dünyayı paylaşacaklardı. Hayat ciddi bir kuvvettir. Tek bir canlıdır. Bizler, tek hücreliler ve diğerleri bu canlının parçalarıyız. Hayat; kolları ahtapot gibi yıldızlara uzanmış tek bir canlıdır. Uzay bunun böyle olduğunun kanıtlarıyla dopdoludur. Kendi kendisini kirletmemiş saf göz, mutlaka, dupduru, görür bu gerçeği&#8230;</p>
<p>Dünyanın en büyük alış veriş merkezinden daha büyük boyutlardaki uzay gemisi, büyük boyutlardaki uzay gemisi, büyük bir sessizlik ve huzur içinde, ışık hızını katlayarak akıp gidiyordu. Uzay gemisinin motorları, altın izotoplarının enerjiye dönüşmesi ile çalışıyordu. Kısa mesafelerde manevralar için foton motorları kullanırdı. Galaksiler arasında, bugün mutlak boşluk olarak bilinen mesafeyi yırtarak, sıçrama yapardı. Tıpkı, suyun yüzeyindeki zarda batmadan yürüyen ve su yüzeyi yırtılınca, roket gibi giden böcekler gibi&#8230;</p>
<p>Zaten boş sayılabilecek uzayın, çizgi halinde yırtılarak mutlak boşluğa dönüşmesi, uzay gemilerinin bir galakside yok olarak diğer galakside tekrar oluşarak hareket etmesi, ışıktan zırhlar ve milyonlarca derece sıcaklığa vurulan boyunduruk, hayal gücü kısır olanların ve soyutlamalardan yoksun beyinlerin, algılama gücünü zorlar. Bildiğimiz saf altındandı geminin yakıtı. Yakıt elde edebilmek içinse organik robotlar geliştirilir bomboş gezegenlere salınır, ardından da kuşaklar boyu sürecek bir robot ordusu yakıt depolarını doldurur, sahiplerini beklemeye başlarlardı. Sahipler gelir, depoları boşaltır, robotları gözden geçirir, geldikleri gibi giderlerdi. İlk başlarda organik, yani canlı robotları kimsenin umursadığı yoktu. Bir süre sonra bazı homurtular duyulmaya başlandı. Yakıt dairesi başkanlığı başka çareleri olmadığını açıklıyordu. Gezegenleri eleyerek içinden yakıtı çıkaracak robot ordusu ürküntü verecek sayılara ve yeteneklere ulaşmıştı. Kamuoyu bu kadar geliştirilmiş rob!<br />
otlar ordusuna ne yapabilirdi ki? Gelişmemiş modeller daha önce denenmiş fakat ya robot nesli tamamen tükenmiş, ya da robotlar dejenere olmuşlar, ağır kozmik şartlara yenik düşmüşlerdi. Bütün bu tecrübelerin ışığında robotlar biraz daha geliştirilerek mevcut seviyelerine gelmişlerdi. Robotlar dejenere olmamaları için birbirine zıt programlanıyorlar bu da kendi aralarında guruplaşmalarına, yarışmalarına hatta savaşmalarına bile sebep oluyordu. Bu sayede her robot nesil bir sonraki kuşağı daha donanımlı yetiştiriyordu. Yakıt deposuna üçüncü ziyaretti: Sistem üçüncü hasata hazırlanıyordu. Günü geldiğinde koskoca gezegenler taranmış, katı yakıt belli bir depoya istiflenmiş olacaktı. Yakıt dairesinden, hasattan sonra robotları iptal etmesi isteniyordu&#8230;</p>
<p>Uzay gemisi, Samanyolunun binlerce yıldızı arasından süzülüp gitti. Tıpkı dünya boğazlarının en güzeli İstanbul Boğazı’ndan bir yelkenli kotranın süzülerek geçip gitmesi gibi. Yıldızlar iki yakada dizilmiş elektrik fenerleri gibiydiler. Önce beliriyorlar, irileşiyorlar, sonra arkada kalıp küçüle küçüle kayboluyorlardı. Artık sıçrama yapmıyordu. Yakıt ikmali yapılacak gezegen yakınlarda olmalıydı. Biraz sonra da ekranda belirdi.</p>
<p>Robotlar ustalarını doğrusu kendilerine göre çok görkemli bir tarzda karşıladılar. İçleri sızladı uzaklardan gelen katı yakıt tankeri personelinin&#8230; Robotlar görmeyeli gayret göstermişler ilkel bir hayat modeli yaratmışlardı. İlkel araçlarla uçuyorlar, yüzüyorlar, hareket ediyorlardı. Gezegendeki yönetici sistemin nasıl işlediğini çözmek pek fazla vakitlerini almadı. Yirmi milyon kadar robot, diğer milyarlarcasını esir etmişler, şovenist bir yönetim kurmuşlardı. İşin garibi, evrenin tek sahibi olduğuna inanmış yönetici sınıf, yönetilenleri de buna inandırmışlardı. Yaptıkları ilkel uzay gemileri ve uydular ile ortalığı çöplüğe çevirmişlerdi.</p>
<p>Uzay aracı dünya başkanlık sarayının tam karşısına indi. Koca gövde başkentin hemen üstünden, bulutların altından sürünerek geçmiş, havada bir süre durduktan sonra başkanlık sarayının çatısı dahil her yan köpük olmuştu. Kuru traş köpüğüne benzer sarımtırak bir köpüktü bu. Giderek eridi ve toza dönüştü&#8230; Konmadan önce havada bir müddet asılı kalmasındandı bu köpüklenme&#8230; Güneşin gökyüzünde iki tane olduğu ve dünyanın o kısmına “Dünya başkanlık sarayının yanındaki yer altı hazine dairesinin üzerine” bir ağırlık bastığı özellikle yakınlarda olanların bilinçlerine yerleşti.</p>
<p>Yıllardan 2093, mevsimlerden sonbahardı.</p>
<p>Uzay aracı ne metale benziyordu ne de şeffaftı. İlk bakışta başka âlemlere, başka kanunlara tâbi olduğu öylesine belliydi ki&#8230; Görmeyenler, ilk haberlere aldırış etmediler. Bunu yönetenlerin yeni tezgahladıkları bir oyunun başlangıcı diye yorumlamışlardı. Ancak gözleriyle veya ekrandan gördükleri, muazzam renkli ışıklar saçan dev cüsse, yönetenlerin</p>
<p>Ve sunucuların telaşı, geniş kitlelerin kısa zamanda dikkatlerini çekti. Keşif yapmak üzere fazla yaklaşan birkaç helikopter, geminin ışıklı kılıfı tarafından sessiz sedasız yutuldu. Büyük bir ihtimalle de eriyip yok oldu.</p>
<p>Bu uzun ve sıkıntılı bekleyiş sırasında dünyadaki yardım sandıkları dahil, bütün kurumlar olağanüstü kurultaylarını yaptılar. Yeni durumu gözden geçirdiler. Din adamları bunu zaten beklenen bir işaret olarak yorumladılar. Starlar bütün uzayı kapsayacak konserlerin hayaliyle uyudular. Evde kalmış genç kızlar dahi tiplemelerinde büyük değişiklikler yaptılar. Velhasıl bir günden biraz fazla olan zaman dilimi her dünyalı bilinç sahibine yüzyıl gibi geldi. Tarihin bilinen hiçbir devrinde insanoğlu bu kadar şaşırmamıştı. Bir günlük süre içinde dünya böyle değişmemişti. Bütün devrimlerin toplamından daha fazla değişiklik oldu bilinçlerde. Heyecandan, mutluluktan, cezbeden ölenler oluyor, her tarafta bir karnaval ve bahar havası esiyordu. Yönetenler, yönetilenlerdeki bu coşkun sevinci gördükçe tedirgin oluyor, kahroluyorlardı. Tarihin en zalim yöneticileri idiler.</p>
<p>Köle saydıkları birey yığınları ile duygularının ve diğer vasıflarının farklı olduğuna kendilerini o kadar inandırmışlardı ki, şimdi kölelerde birden patlayan coşkun sevinç yöneticilerin güvenlerini sarsmıştı. En küçük mazeretlerle haritadan silinmiş kentler, yok edilmiş ırklardan rahatlıkla söz edilebiliyordu.</p>
<p>İdare edenler tarihten intikam almak bahanesi ile büyük katliamlar yapmışlardı. Aşk ölmüş, erdem can çekişmekte, en basit ve tabii bir güdü olan seks bile işlevini yitirmek üzereydi. Eski anlamını ise çoktan yitirmişti.</p>
<p>Dünya başkanlık sarayında korkunç bir telaş hüküm sürüyordu. Bütün analizler sonuçsuz kaldı. Keşif için gönderilen hava araçları da sinek gibi eriyip yok oldular. İnfilak etmeden ve parça bırakmadan ışık tarafından emildiler. Yoruma açık bu olay pek az kimse tarafından uzaylıların gelenleri konuk ettiği şeklinde yorumlandı.</p>
<p>Dünya başkanı, milyarlarca insanın kanına girmiş bir cani idi. Vaktinin büyük kısmını siyasi rakiplerini engellemenin yollarını arayarak harcıyordu. Uzaylılarla temas edecek en kuvvetli adayın kendisi olduğunu hissettikçe dizlerinin bağı çözülüyor, kelimenin bütün anlamlarıyla kahroluyordu. Onlara ne diyebilirdi ki?</p>
<p>Danışmanları harıl harıl çalışarak basın bildirisi, anlaşma protokolü hazırlıyorlardı. Lâkin her defasında, bütün metinler birbirinden saçma cümle ve fikirler hâline dönüşüyordu. Mesela başkanın kendi imzasıyla yayınlanan bir basın bildirisinde;</p>
<p>“- Hepimize yetecek kadar büyük olan fezada, dostluklarımızın gelişmemesi için hiçbir neden yok&#8230; Dünya sizi sevgiyle bağrına bastı. Bu ziyaretiniz bizlere heyecan ve onur vermiştir. Karşılıklı iş birliği ve teknoloji transferleri ile üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacak kanaatini taşıyoruz&#8230;”</p>
<p>Başkan bu metinleri gördükçe kuduruyordu. Uzaylıların teknolojileri gözleri kamaştırırken, dünyalıların dostluklarına da iş birliği yapmalarına da ihtiyaç duymayacakları apaçıktı Bu durumda onlara ancak yalvarılabilirdi.</p>
<p>Uzaylıların geldiği uzaklık, bilinen en uzak yıldızdan daha da uzaktı. Çünkü son yüz elli yıldır taranmakta olan uzayda hiçbir medeniyet belirtisi görülmemişti.</p>
<p>“Dünyadan başka bir yerde hayat yoktur.”</p>
<p>Düşüncesi benimsenmişti. Başkan kendisine yardımcı olsun diye hazırlanarak getirilmiş metinleri gördükçe kuduruyordu. Fakat kendisi de ancak buna benzer cümleler ve kelime gurupları türetebiliyordu.</p>
<p>“ Karşılıklı iş birliği&#8230;” “&#8230;Dostluk&#8230;” “&#8230;Sevgi&#8230;” Bu kavramlar dünya üzerinden unutulmaya yüz tutmuştu. Uzaylıların bunlara asla inanmayacaklarını düşündükçe kahroluyordu. Uzaylılar birkaç saniyede dünyada bütün olacağı biteceği olmuşu, bitmişi hesaplayacak donanıma sahip olmalıydılar. Eğer bu kadar kafaları çalışmıyorsa nasıl başka galaksilerden çıkıp geleceklerdi.</p>
<p>Başkanın daima sahte bir gazap, gurur ve öfkeyle kızarmış yüzü ilk defa korku, suçluluk, çaresizlik, pişmanlık ve dehşetle renk değiştiriyordu. Onlara ne diyebilirdi ki? Dünya sisteminin adaletsiz ve alçakça olduğu gün gibi meydanda idi. Yeni yetişecek yönetici çocuklarının beyinlerini yıkamak kolaydı. Fakat uzaylıların yalanlara kanacakları imkansız görünüyordu. Köle halkların durumu ne olacaktı.</p>
<p>Kimbilir hangi galaksiden gelmiş bu dehâlar armonisi dünyada kendilerine üstün ırk diyen şarlatanlara gülüp geçerlerdi şüphesiz. Bu gemi mutlaka başka bir boyuttan geliyordu. Üç boyutlu uzay taramalarının sonucu ortada idi.</p>
<p>Yönetilen köle halklardaki sevinç dalgalanmalarını görmek dayanılır gibi değildi. Yüzlerce yıl sonra insanlar, Orta Çağ insanlarının o mutlu, pırıl pırıl ümitlerle dolu rüyalarını gördüler. Bulutlardan inen periler, elleri ışıktan çubuklarla her istenilen güzel şeyi yerine getiriyorlardı. Denizin rengi bile değişmişti. Dünya, fantastik filmlerdeki sahnelerde, masallarda, mitolojilerde olduğu gibi rengarenkti. En sıradan insanından, en bilge profesörüne kadar herkes, ama herkes, sınırsız bir hayal gücünün etkisine girdiler.</p>
<p>Bütün insanların vücutlarında, başta adrenalin artışı olmak üzere kimya değişiklikleri olmuştu. Adeta mutasyondu bu. Olağanüstülüğün haddi hesabı yoktu. Nasıl olmasın? Orta çağlarda gökyüzü bir hayal perdesi değil miydi? Gökyüzünde, ormanlarda, çeşme başlarında periler, açık denizlerde ak göğüslü deniz kızları yok muydu?</p>
<p>Sonra birileri çıkıp hepsini yalanladılar. Cümle ayıpları aşikâr ettiler. Olanca hırslarıyla maddeye yüklendiler. İnsanların dikkatini kimyanın ve fiziğin daracık kalıplarına sıkıştırıp, tutsaklığın ağır boyunduruğunu vurdular.</p>
<p>Kötülüklerin sadece bir tanesi de çimentonun keşfi oldu. Hayat fışkıran sulak yerler kapkara çimento tabakalarıyla kaplandı. Dünyadaki canlı türlerinden üçte ikisi yok edildi. Yirmi birinci yüzyılın sonlarında kainatta başka bir biyolojik sistem olma ihtimali sıfıra indirildi. Allah yalnızca dünyayı yaşanabilir yaratmıştı. Üstelik insanların bir kısmını ayrıcalıklı(!)&#8230; Bu saçma teoriler tıpkı eski yüzyılların ideolojileri gibi defalarca ispatlanmıştı.</p>
<p>Uzaylılar indikten sonra durum değişti. Bütün pozitif ilimler ve inanç sistemleri temelinden sarsıldı. İdare edenlerin mantıkları temelinden çöktü.</p>
<p>Şimdi insanlar birbirinden sıcak düşler görüyor, hayali en geniş olanların etraflarında toplanıyorlardı. İlk defa iğrenç suratlı yöneticilerden başka şeyler de görebilmenin sevinci ve mutluluğu içinde uyandılar. Kimsenin evlerine girdiği yoktu. Eski çağlarda olduğu gibi tanıdık tanımadık herkes birbirine selam veriyordu. Yürüme güçlüğü çekenlerin koluna giriliyor, çocukların başları okşanıyor, kimsesizler hatırlanıyor, parklarda, evlerinin önlerinde bekleye bekleye uyuklayan ihtiyarların sık sık önlerine düşen yorgun başlarına, buruşuk yüzlerine dikkatle bakıldığında, susuz çehrelerinde ümit dolu bir aydınlık, göz kapaklarında mutlu kıpırtılar görülüyordu. Herkes birbirine bir şey ikram etmenin coşkusunu, hazzını yeniden keşfediyordu.</p>
<p>Sevgililer birbirlerini daha sımsıkı kucaklıyordu. Genç kızlar saçlarına çiçek takmışlar, özene bezene yıkandıktan başka en güzel elbiselerini giymişlerdi. Gözlerinde tebessümler ve bir çocuk merakı ışıldıyordu.</p>
<p>İhtiyarlar ise zehir olan hayatlarının sebebi yöneticilerden intikamlarını alacaklarını düşünerek derin derin iç çekerek uzaylıları gönderdiği için Allah’a şükrediyorlardı.<br />
İnsanlık bayramıydı bu&#8230;</p>
<p>-Ölsem de gam yemem artık, gördüm ya!</p>
<p>- Ölsem de gözlerim açık gitmeyecek!</p>
<p>Sloganlar bunlardı. İnsanların ortak temennisi ilk defa bu kadar yürektendi.</p>
<p>İdare edenler bütün bunları görüp kahroldular. Asla boyunduruk vuramayacaklarını anladılar ve canlarını nasıl kurtaracaklarının hesabını yapmaya başladılar.</p>
<p>Yükselen coşku, zalimleri hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar çıkarıp hesap sorabilecek kadar keskin bir şekilde bilenmişti&#8230; Yönetenlerle yönetilenler arasında evrim geçirmiş kadar fark vardı. Bu fark suni olarak büyük kitlenin geriletilmesiyle meydana getirilmişti ve uzay boyutlarında bir ayıptı.</p>
<p>İdare edilenler arasında her nasılsa fikirlerini geliştirmeye fırsat bulabilmiş bir filazof, gemiyi görür görmez şöyle demişti:</p>
<p>-Maddeyi bir perde gibi araladılar, süzülüp geldiler&#8230;</p>
<p>Bu söz, “Ölsem de gam yemem” sözünden önce, geometrik bir diziyle yayılmasını sürdürerek, fısıltı gazetesine en büyük tirajını yaptırmıştı.</p>
<p>Başkanın korktukları sırasıyla başına geldi. Gemiden gönderilen uçan halı kadar ince, üstü fanus kaplı araç başkanlık sarayının kapısında şoförsüz bir taksi gibi yanaşarak durdu. Başkan kısa zamanda hazırlanıp cisme doğru yürürken insanoğlunun gelişmeye ne kadar müsait, üstün donanımlı canlılar olduğunu vurgulayan tanışma cümlelerini hafızasından geçirdikçe canı sıkılıyordu. Üzerinde enerji kılıfından bir fanus bulunan araç, başkan bindikten sonra havalandı. Bir karış yükseldikten sonra gemiye doğru ilerleri. Gemiyi kaplayan ışıklı kılıfı kolayca, yumuşacık geçti.</p>
<p>Geminin içine girmiş olmalıydı. Işık ve ses yoğunluğundaki değişmeler, iniş çıkışlar, iletişim kurabilmek için bir takım cihazların devreye girmek üzere ayarlanmaya çalışılması söz konusu olmalıydı. Uzaylılar hangi dille ve ses tonuyla konuşup iletişim kurabilecekleriyle ilgili çalışıyorlardı. Başkan iradesini kuvvetlendirici bütün telkinleri uygulama peşindeydi. İdare edenlere has dinin, bütün dualarını okuyordu.</p>
<p>Yeni bir atmosferin baskıları, basınç değişikliği, tansiyon, baş dönmesi gibi sonuçları zaruri kılıyordu. En önemlisi çişini tutamamasıydı. Birkaç kere çişini kaçırmak zorunda kaldı. Organik dokuya zarar vermeyen bir ışık bütün elbiselerini yok etti. Elbiseleri bir yılan kabuğu veya zar gibi ayaklarının dibine kavrulup dökülüverdi. Başkanın kendi eliyle getirdiği minyatür kamera şimdi bütün dünyaya pörsümüş, yaşlı vücudunu sergiliyor olmalıydı. Gözlerini kör eden ışık sağanağı dindi. Kobra yılanına benziyordu uzaylıların yüzleri. Fakat bakmaya cesaret edemedi başkan. Tıpkı bir çocuğun, hiç tanımadığı yabancılardan utanması gibi asla uzun süreli bakılamazdı onlara. Güce tapmış, iktidarını başarısının ölçüsü kabul etmişti.</p>
<p>Artık bir kedinin oynadığı zavallı bir farenin küçük ruhunda çalkalanan emsalsiz korku fırtınalarının tarifini yapabilecek bir tecrübenin sahibiydi. Dünya padişahının önündeki bir cariyenin teslimiyeti içerisinde idi. Kıskıvraktı. Uzaylıların derileri şeffaftı. Üzerlerinde elbiseleri tenlerinin dokusuyla aynı malzemeden yapılmıştı. Görünen sadece o bakınca utanılası mükemmel yaratıklardı. Aklına çok garip ve süfli düşünceler geliyordu. Duygulanmaları, düşüncelerinden de garipti.</p>
<p>Bir kuyruğu olmadığına üzüldü birden. Derinden derine kuyruğunu sallamak ihtiyacı bütün benliğini kavurdu.</p>
<p>Firavunlara rahmet okutan, milyarlarca insanı inim inim inleten ve kendisini yarı tanrı sayan dünya başkanı bile, herhangi bir uzaylı karşısında demek hem fizik hem de ruh bakımından bir kaniş köpeği kadar ilkeldi.</p>
<p>Elinde bir demet çiçek, konuşma metni, sırtında görklü üniforma, yüzünde yalancı tebessüm çıktığı bu görüşmede vardığı nokta berbattı. İlk insanın kaburgasında sızlayan haya duygusunun ne olduğunu biliyordu artık&#8230; Fanusun içinde hissedilmeye başlanan mutlak temizlik ve bol oksijenli ortam başkanı kendisine getirdi.</p>
<p>Beyniyle iletişim kurup kıvrımlarındaki bütün teferruatı, kendi bilgisayarlarına geçmiş olmalıydılar.</p>
<p>Kobra yılanlarını andıran “V” şeklindeki yüzlerinde alaycı, fışkıran bir deha ifadesi vardı. Özenle hazırladığı konuşma metni çoktan allak bullak olmuş hafızasında yitip gitmişti. Başını eğdikçe kasıklarını görüyor, ihtiyarlığı aklına geliyor, her şeyden tiksiniyordu. Hiç böylesine rezil olabileceğini düşünmemişti.</p>
<p>Acaba köle ırkların yaptığı bir büyünün neticesi miydi bu? Bakışları bir yere kadar gidip eğriliyor, gördüğü her şey onda rüya hissi uyandırıyordu. Bu farklılık biraz da boyutlar arasında gidip gelen görüntülerden kaynaklanıyordu. Gördükleri yalnızca gözlerle görülen şeylerden çok başka ve fazlaydı. Kulakları çınlatan, gözleri rahatsız eden ışıklar patladı.</p>
<p>Başkan şeffaf bir kafeste iğrenç bir karga gibiydi. Dünyanın her yanında bütün televizyonlarda, herkes başkanı seyrediyordu.</p>
<p>Yönetilenler hudutsuz sevinçliydi. İşte göklerden kurtarıcılar gelmişti. Allah da vardı. Uzaylılar da vardı. İlahî adalet de vardı.</p>
<p>Mahkeme herkesin gözü önünde yapılıyordu. Allah uzaylıları vasıta yapmış, böyle bir alçağı cezalandırmak için cehennemi beklememiş, ilahî mahkemeyi dünyada kurmuştu&#8230; başkanın etrafında dev yüzler vardı “V” şeklinde gözleri olan dev yüzler&#8230; İncecik vücutları gayet uzundu. Şeffaftılar veya öyle bir izlenim bırakıyorlardı. Hareketleri bir tüy kadar hafif, gözle görülemeyecek kadar süratli, aynı oranda da zarifti uzaylıların&#8230;</p>
<p>Gariptir ki her düşünce tıpkı bir dalga gibi onlara gidiyor, giderken genişliyor, bir yerlere ulaştıktan sonra çözümleniyor ve geri geliyordu. Yalan yoktu. Beyninden hangi soru geçse, cevabı düşünülemeyecek kadar fena da olsa gayet net bir şekilde bildiriliyordu.</p>
<p>Dünyadaki büyük adaletsizlik konusunda uzaylıların ne düşünebileceğini aklından geçirecek oldu. Düşündüğüne bin pişman oldu. Dehşetle ürktü. Esas ve öz, yalanla ego&#8230; Bencillik ve megolamaninin tezahürü&#8230; Uzaylılar insanüstüydüler&#8230; Konuşmadan beyin kıvrımları ile iletişim kurabilmeleri, yalanı, sinsi hesapları ortadan kaldırdığı için, pozitif düşünmek zorundaydılar. Başkan bütün insanların dosdoğru ve gevezelik yapmadığı bir dünya düşündü. İnsanlık altı bin yılda yükselttiği medeniyeti, altı yılda bu formülle geliştirebilirdi. Tıpkı çıplak ve tiksindirici vücudu gibi ortadaydı her şey. Derken yapay olduğu anlaşılamayacak kadar mükemmel bir sesin sorduğu sorduğu soruyla irkildi.</p>
<p>“-Dünya başkanı robot, dağıttığın adaletten memnun musun?”</p>
<p>“Korktuğum şey başıma geldi” diye aklından geçirdi. Beyninden koku, ışık ve ses dalgaları halinde cevabın anında verildiğini hissetti. Her şeyi biliyorlardı bunlar&#8230; Dünyayı analiz etmişlerdi.</p>
<p>Ölmek üzere olan bir insanın önünden bütün hayatı, hatıraları, tecrübeleri, yani bütün ömrü nasıl geçerse öyle oldu. Başkanın ağzı kurumuş olduğu için cevabı yutkunmak şeklinde oldu. Sorunun cevabını kelimelerle vermek için hazırlanırken ikinci soru geldi.</p>
<p>-Yakıt tanklarınızda yakıt miktarı ne kadar?</p>
<p>Bilinen hiçbir metal veya organik malzemeden, aletten, mekanizmadan çıkamayacak, kanı donduran, yumuşak, ahenkli, o derece keskin, berrak bir sesti. Eğer seslerin renk değerleri düşünülürse yosun yeşiliydi ses. Başkanın durakladığını anlayınca da daha sakin bir tonlamayla:</p>
<p>-Altın depolamanızı kastetmiştim. Diye ilave etti.</p>
<p>Başkan kül gibi oldu. Bütün bir rezerv gözüktü holigram olarak. Hazinedeki bütün altınlar. Başkan hazineye son ziyaretini hatırladı. Sarayın altına kadar uzanan tek girişli içerisinde bir şehir kurulabilecek geniş bir alan bulunan bir hazine dairesi yıldız biçiminde dizayn edilmişti. Holigram olarak beliren şekilde görüldüğü gibi&#8230; Miladın bilinmeyen önceki yıllarından, 2093 yılına kadar insanoğlunun biriktirdiği bütün altınlar.</p>
<p>“Ne saçma!” diye düşündü. Kimin aklına gelirdi, Uzaylıların binlerce yıl sonra tam dünyanın hemen bütün altın rezervleri bir noktada toplanmışken çıkıp geleceklerini ve hazineyi yağmalayacakları? Şeytanın bile aklına gelmezdi şüphesiz. Binlerce sene bütün dünya bunun için savaşmıştı birbirleriyle, altın yüzünden babalar evlatlarına, akrabalar, koca koca milletler birbirlerine girmişti.</p>
<p>Dünyayı soymaya, yağmalamaya gelmişti uzaylılar. Başkanın içi, isyan, öfke ve hınçla doldu. Şeytan bile şaşırırdı böyle bir soyguna&#8230; Başkan yine de korka korka sordu;</p>
<p>-Götürecek misiniz altınları:<br />
-Evet&#8230;</p>
<p>Başkanın tırnakları çekilse daha iyiydi. Tedbiri elden bırakarak acı içinde, boğuk bir sesle bağırmaya, homurdanmaya başladı.</p>
<p>-Ama haksızlık bu! Soygun bu! Biz sizinle karşılıklı iyi niyete dayanan, iş birliği, dostluk, barış, kardeşlik, karşılıklı menfaatler kuralına dayalı bir ilişki kurmak için buradayız&#8230; Biz bu altınları binlerce senede ancak biriktirdik. Haksızlık, gasp, soygun bu.</p>
<p>Uzaylılar, başkanın öfkelenmesine sessiz kaldılar. Başkana uzaylılar gülüyormuş gibi</p>
<p>Geldi. Duyduğu kahkaha efektleriydi. Sonradan bunun kendi halisülasyonları olduğunu anlayacaktı. Aksilik bu ya, dünyanın altın denilen madeni en çok seven insanıydı. Kuru bir sevgi değil aşktı bu. Kanında kızgın kurşun eriyiği gibi akan bir tutkuydu bu&#8230; Şuurunu kaybetti. Delice bir cesaretle bağırdı;</p>
<p>-Götüremezsiniz, götüremezsiniz&#8230;</p>
<p>Çocuk gibi tepiniyordu. Nihayet ölüm fermanı gibi soğuk bir cevap geldi.</p>
<p>-Senden altınları götürmek için izin isteyen yok, onlar zaten bizim.</p>
<p>Başkan hınçla bağırdı:</p>
<p>-Blöf yapıyorsunuz! Götüremezsiniz bu kadar altını! On binlerce ton altınım var benim. Götürecek olsanız izin ister gibi bana danışmazdınız&#8230;</p>
<p>Cevap çok netti:</p>
<p>-Tepkilerini ölçmek için. Kobayımızsın sen. İnceliyoruz seni&#8230; Tekrar geldiğimizde depoları yine dolu bulmak için deneyler yapıyoruz üzerinde&#8230;</p>
<p>-Depolar yeniden mi dolacak? İyi ama ne zaman?</p>
<p>-On bin küsur yıl sonra. Elbette size göre&#8230;</p>
<p>Başkanın kafası büsbütün karıştı. Gözleri karardı. Ciğerleri yanıyordu. Ömründe ilk defa cezalıların, acizlerin, düşkünlerin, soyulmuşların düştüğü, dipsiz karanlık uçurumlara düşmekte olduğunu hissetti. Bu haliyle malını, canından çok seven eski zaman tacirlerini andırıyordu.</p>
<p>-Fakat biz bu altınları binlerce yılda toparladık.<br />
-Biliyoruz, daha önce de gelip götürmüştük.<br />
-Ne zaman?<br />
-On üç bin yıl önce, sizin ölçünüzle&#8230;<br />
-Her şeyi biliyorsunuz&#8230; Eğer bunlar doğruysa&#8230; Sizinle bir anlaşma yapalım. Biz size altınlarımızı verelim. Siz bize teknoloji verin&#8230;<br />
-Başkan, siz hiç arılarla dialog kurmaya veya karıncalarla diplomatik temaslarınızı geliştirmeye çaba sarfettiniz mi? Siz veya daha önceki başkanlar?&#8230;</p>
<p>Başkan bütün bunları yaptırmadığına gerçekten pişmanlık duymuş gibiydi. Arıların havada helezonlar çizerek birbirleriyle anlaştıklarını biliyordu. Fakat bu dilin özelliklerini pek çok dünyalı gibi hiç merak etmemişti. Arılarla böyle bir dialogun ne faydası olacaktı? Bunu ancak çılgın ve budala bir avuç bilim adamı düşünebilirdi. Dünyayı yöneten bir adamın böyle zırvalarla uğraşacak vakti olmazdı. Yutkundu:</p>
<p>-Fakat onlar, ilkel canlılar..<br />
-Siz de bizim için o kadar ilkelsiniz. Arılar bal biriktirir, siz gidip alırsınız. Siz altın biriktirirsiniz biz gelip alırız.</p>
<p>Başkan Orta Asya halklarının efsanevî liderlerinden Timurleng’i düşündü. Timurleng’in ısrarlı sıfırdan başlama tutkusuna hayrandı. Timurleng gençliğinde ayağından yaralanmış bir yıkık duvar dibinde yatarken, topal bir karınca görmüş karınca kendi cüssesinden kat kat büyük bir tahıl tanesini duvardan aşırmak için tam kırk dokuz defa duvardan aşırmak için tam kırk dokuz defa duvara tırmanmış her seferinde aşağıya düştüğü halde, yeniden teşebbüs etmiş. Timurleng de “Benim bu topal karınca kadar iradem yok mu/” diyerek işe koyulmuş. Başkan altın biriktirme ve siyasi hırsını, işte bu tarihî anekdottan ilham alarak almıştı. Başkan:</p>
<p>-Fakat bunları nereden biliyorsunuz? Facia bu?</p>
<p>-Biliyoruz çünkü sizi biz programladık&#8230;</p>
<p>-Neee, nasıl? Bizi Allah yaratmadı mı?</p>
<p>-Allah bütün evreni yarattı. Bizi yarattı. Sizi de ilkel formlar olarak yarattı. Biz konuşmaktan düşünce okuma ve telapati devrimine geçtik. Yalansız, riyasız, egosuz bir dünya kurduk. Çünkü beyin kıvrımlarında yalanı okuyabiliyorduk. Sinsi düşünceleri doğmadan söndürüyorduk. Sizleri ele geçirdik. Organik robotlarımızsınız bizim. Karbondan imal edilmiş robotlar&#8230;</p>
<p>-İyi ama ya hür irademiz?&#8230;</p>
<p>-Evet, tamamen hürsünüz&#8230; Ancak üç boyutlu evrende&#8230; Üç boyutlu evrenle sınırladık sizleri&#8230;</p>
<p>Başkanın kaçış şansı, kurtulma ümidi yoktu. Kendisini tutamayarak haykırdı;</p>
<p>-Bütün bunlar bir düş olmalı&#8230; Bütün bu gördüklerim, isyan eden kölelerin yaptıkları büyü mü?</p>
<p>-Söyle bakalım hür robot, madem hürsünüz de ne diye milyarlarca kardeşinizi yozlaştırmak için elinizden geleni yapıyorsunuz? Ne diye onlara zulüm ediyorsunuz? İnsanın insana yaptığını biz neden yapmayalım?</p>
<p>Başkan, alay edilmiş bir insanın savunmaya başlamadan önceki sendromlarını göstererek kekeledi. Başkanlığa aday olduğundan beri kendisiyle şaka yapmaya kimse cesaret edememişti. Şimdi karşısına dikilen şu uzaylılar tıpkı küstah bir insan gibi hodbin bir edayla hareket ediyorlardı.</p>
<p>-Ben ve halkım, ırkımıza yapılan haksızlıkların intikamını aldık ve alıyoruz..</p>
<p>-Programlandığınız, Allah’ın yarattığı gibi masum kalmadığınız buradan belli. Atanın intikamını torundan alacak kadar şaşırmışsınız&#8230;</p>
<p>-Fakat geçmiş&#8230;</p>
<p>-Boş uğraşlar bunlar..</p>
<p>Başkan kalpten ölmüştü. Bütün dünya insanları merakla ne olacağını beklerken ucunda eritici ve emici bulunan spiral bir kol, toprağın derinliklerindeki hazine dairesine beton zemini bir sabunu eriterek deler gibi uzandı. Altını emmeye başladı. İşlem kısa sürdü. Yönetici sınıf, isyan eden kölelerin gazabına uğradı.</p>
<p>Uzay gemisi kalkarken yer kabuğunda ve katmanlarında büyük karışıklıklar oldu. Zincirleme felaketler sonucu Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yeni kara parçaları belirdi. İnsanlar yükseklere kaçıştılar. Dağların zirveleri adalara dönüştü. Balık kavağa çıkmıştı.</p>
<p>Sağ kalanlar anlaşmak için konuşmaya gerek duymayacak kadar gelişmiş, hisleri son derece kuvvetli, erdemli insanlardı. Düşünceler beyin kıvrımlarında oluşurken okunabildiği için yalansız, riyasız, kötülüklerden uzak, gelişmelere açık bir gelecek insanlığı bekliyordu. Dejenerasyon yeniden başlayacak mıydı? Yoksa insan soyu yıldızlara yükselecek miydi? Bunu uzaylılar dahil kimse bilemezdi</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 6, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/uzaydan-gelen-cocuk.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayati Yarim Kalanlara</title>
		<link>http://www.hikayede.com/hayati-yarim-kalanlara.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/hayati-yarim-kalanlara.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jan 2008 15:01:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dramatik Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/hayati-yarim-kalanlara.php</guid>
		<description><![CDATA[

O mektuptan sonra hayatinin yarim kaldigini dusundu hep. Tamamlanma ihtiyaci yillar sonra farkli sekillerde ortaya cikacakti. Böyle olacagini bilse o karari
alir miydi? Kimbilir belki de alirdi&#8230;
Özgurlugunun kendisi icin ne kadar önemli oldugunu ise ilerleyen yasi ve
icindeki farklilasma ihtiyaci ona hatirlatmisti.
Hayat adil degildi ve insanlara cok fazla guvenmenin, olduklarindan fazla gözunde buyutmenin acisini yillarca icinde sakladi.
Gercek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="571" cellPadding="0" cellSpacing="2">
<tr>
<td><span class="style62"><font size="2">O mektuptan sonra hayatinin yarim kaldigini dusundu hep. Tamamlanma ihtiyaci yillar sonra farkli sekillerde ortaya cikacakti. Böyle olacagini bilse o karari<br />
alir miydi? Kimbilir belki de alirdi&#8230;<br />
Özgurlugunun kendisi icin ne kadar önemli oldugunu ise ilerleyen yasi ve<br />
icindeki farklilasma ihtiyaci ona hatirlatmisti.<br />
Hayat adil degildi ve insanlara cok fazla guvenmenin, olduklarindan fazla gözunde buyutmenin acisini yillarca icinde sakladi.<br />
Gercek aski tatmis; inanmis ve guvenmisti. Ailesini karsisina alma pahasina aski icin savasmaya kararliydi; yalnizca kosullarin olgunlasmasini ,oturmasini bekliyordu.Ama anlayamadigi bir nedenle inandigi baglandigi erkek onu birakti ve baskasiyla evlendi.Evlendigini duyana kadar, bu bir bunalim dönemi ,biz bunu atlatiriz diye, umitle bekledi ; evlendigini ögrenince her seyin bittigini anladi. Geri dönusu yoktu. Kendi hayatini kurmaya karar verdi ve o da biriyle evlendi. Evlendigi insan cok iyi biriydi ama ortak noktalari azdi .En kötusu de artik insanlara inanci kalmamasiydi. Kimseye guvenemiyor ve hic bir sey artik onda hayal kirikligi yaratmiyordu. Evlilikten de pek fazla beklentisi yoktu. Yillar gecti; ilk askini hic unutmadi, cogu geceler bir gun karsilasirsak nasil davraniriz dusunceleri icinde uyudu. Bir gun, beklemedigi bir zamanda, ondan telefon geldi ve konustular . Sonra da haberlesmeye basladilar. Kadin bunlari bunlari gizlice yapmaktan rahatsizlik duydu ve konusmayi bitirdiler. Adam da kadini zorlamadi. Ama bu arada kadin yarim kalan yanini iyice farketmisti. Sevgiye, duygusalliga, romantizme, tutkuya ne kadar ihtiyaci oldugunu farketmisti. Bu farkina varis, bu uyanis bir suru hata yapmasina neden oldu. Hatalarini biliyor ama hata yapmaya devam ediyordu. Saniyordu ki onu unutabilir. Ama olmadi. Dayanamadi.Adamin dogumgununde ona mesaj cekti kutladi. Adam aradi onu. Konustular. Duygularinin ayni oldugunu farkettiler ve firsat buldukca konustular . Ama adamin verebildikleri artik kadina yetmiyordu.Aradaki mesafeler, ikisinin de evli olmasi iliskiyi cikmaza soktu.Birbirlerini görmeye bile cesaret edemiyorlardi. Tamamlanma ihtiyaci hep devam etti. Birgun bakti ki adam zor durumda kaliyor; arkadas olarak devam edelim dedi&#8230; simdi sevdigi erkegin arkadasi olmaya calisiyor.<br />
O kadin hala yarim&#8230;<br />
</font></span></td>
</tr>
</table>
<table border="0" width="571" cellPadding="0" cellSpacing="2">
<tr>
<td vAlign="top"><span class="style67"><br />
<font size="2" face="Georgia">Yazar: gecefisiltilari </font></span></td>
</tr>
</table>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/hayati-yarim-kalanlara.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Eden Cin</title>
		<link>http://www.hikayede.com/dua-eden-cin-2.php</link>
		<comments>http://www.hikayede.com/dua-eden-cin-2.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2008 21:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[merhaba!
birazdan anlatacağım olay izmirde yaşanmış
bir olaydır bizzat kendim yaşadım
birgün evde oturuyordum içim çok sıkılıyordu yanımızdaki evde oturan genç bir abi vardı eskiden çok güzel giyinirdi çok iyiydi
hatta kendi evini hiç para almadan fakir birine oturması içinvermişti sonra bu adam
tarikatlara falan gitti bi süre izmirden ayrıldı
geldiğinde altında siyah bi şalvar uzun siyah
palto ve cübbe vardı geldiğinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>merhaba!<br />
birazdan anlatacağım olay izmirde yaşanmış<br />
bir olaydır bizzat kendim yaşadım<br />
birgün evde oturuyordum içim çok sıkılıyordu yanımızdaki evde oturan genç bir abi vardı eskiden çok güzel giyinirdi çok iyiydi<br />
hatta kendi evini hiç para almadan fakir birine oturması içinvermişti sonra bu adam<br />
tarikatlara falan gitti bi süre izmirden ayrıldı<br />
geldiğinde altında siyah bi şalvar uzun siyah<br />
palto ve cübbe vardı geldiğinde bana slm verdi onu tanıyamadım sanki o değildi fazla aldırmadım neyse o gün akşamı evde otururken kedilerime bakmak için balkona çıktım ve adamı gördüm o da balkondaydı evi verdiği fakir aileden geri almıştı balkonda duvarla konuşuyordu sürekli bağiriyordu ben senin yüzünden böyle oldum diyordu telefonunun üzerine paslı bir tel doluyordu biz ailecek ona bakıyorduk sonra ben gülmeye başladım adam kafayı iyice yemiş dedim annem de bana öyle deme adam duvarla konuşmuyoki dedi o cinlerle konuşuyo dedi ben biraz korksamda yinede duruma güldüm annemde bana gülme dedi sonra cinler sana bulaşır seni rahatsız eder dedi ben de bişey olmaz dedim ertesi gün gece yatağıma yattım gayet rahattım aklımad ahiç kötü şeyler yoktu sonra herkes uyuduktan sonra su içmek için mutfağa gidiyordum birden salon kapısının açık olduğunu farkettim bir kadın vardı annem zannettim o an için annemin giysileri vardı üzerinde ve namazlık seriliydi ellerini açmıştı sanki dua ediyordu hiç korkmadım annemdir diye ama şasırmıştım gece gece ne namazı diye annem korkardı geceleri neyse annem<br />
sandiğim cinin yanına kadar gittim tam elimi sırtına koyacaktım ki birden sanki biri elimi itirdi bende elimi çektim hiç bişey anlamadım zaten uyku sersemiyim o anda sonra çıktım mutfağa gittim su içtim sonra tekrar odama giderken geri giderken arkama baktım ama kimse yoktu salona girdim ışığı yaktım annemin giysileri koltuğun üzerinde duruyor namazlığa baktım aynı yerinde şaşırmıştım annem nasıl beni görmedi nasıl bu kadar sessiz haraket etti dedim kendi kendime gittim yatağıma yattım uyudum ertesi sabah kahvaltı ederken anneme sen neden gecenin bi vaktinde karanlıkta namaz kılıyosun dedim ışığı yaksaydın bari dedim korkmadınmı dedim annemde sen ne diyosun dedi ben gece hiç kalkmadım dedi bende güldüm ya anne dedim ben mutfağa gidiyordum sende salonda namaz kılıyordun dedim annem babam kardaşim hep birlikte güldüler bana sen rüya görmüşsün dediler bende mutfağa gidip onlara su içtiğim bardağı gösterdim sonra hepsi birden sustu ne oldu dedim annemde kızım sen beni değil cini görmüşsün dedi ayakları varmıydı dedi bende yok dedim uzun etek vardı ayak falan görünmüyodu dedim o günden sonra artık geceleri rahat uyuyamıyorum sessizlik olunca acayip sesler duyuyorum özellikle köyde!!!</p>

<p class="sayac_bilgi">hikayede.COm hikaye hikayeler hikayeleri hikayesi sitesinde Bu masal fikra siir yazi mesaj makale toplamda 35, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hikayede.com/dua-eden-cin-2.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
