Sik Kullanilanlara ekle Anasayfan Yap Videolar Program hikaye fikra ruyalar
Hikaye Hikayeler Makale Makaleler Siir Siirler Hikayeleri Guzel Sozler Gunluk Kim kimdir nedir hepsi bu Sitede
Mirc hikayede sohbet

07 Kasım 2008

Bir Damla Sen

Kategori: Romantik Hikayeler — admin @ 14:29

Gökyüzü aÄŸlıyordu. Bir damla sen istedim kül rengi bulutlardan… Sen, geldin. Sana ait olan bende ki seni bıraktın da, bana ait olan duygularla beraber yok olup gittin. GeldiÄŸine sevinmediÄŸim gibi gittiÄŸine de üzülmemiÅŸtim. Bu geliÅŸin aslında bir gidiÅŸ olduÄŸunu biliyordum.
KonuÅŸuyorduk, üstü kapalı cümleler altında. Bu aÅŸkın imkânsız olduÄŸunu söyledikten sonra neler konuÅŸtuk bilmiyorum. Gözlerimden iki bülbül yavrusu kanatlanıp omuzlarına kondu. Duygularımda sendeydi artık, kalbim gibi…
BaÅŸlamadan bitmiÅŸti her ÅŸey… GüneÅŸe özlem duyan bir tohum gibi gece toprağı delmiÅŸ, sabaha çürüyüp gitmiÅŸti sevgim. Tek suçu bir damla sen istemekti, ayrılığı anlatan gözlerinden. Åžaraptan tatlı gözlerinden bir yudum ayrılık içti gönlüm ve… Yok etti bendeki beni, ayrılığın sarhoÅŸluÄŸuyla…
SensizliÄŸin kırbacı ile yaralanan yüreÄŸimin acısını her attığım adımda yeniden hissediyorum. Yıldızları saymaktan usandım; gelmeyeceÄŸini bile bile, belki gelirsin diye. Hayallerimi yıldızlara veriyorum, çünkü sen gittin… Gitmene karışamam da, neden duygularımı da götürdün? Sana bir daha yazmamam için mi? EÄŸer öyle ise bendeki seni almalıydın. Yanıldın…! Yoksa seni daha rahat unutmam için mi? Unutmamı istiyorsan, duygularımı gönder bana yaÄŸmurlarınla. Sana yazmayacağım, gönlümde yeni bir sen yarattığımda. Unutmama yardımcı olmak istiyorsan eÄŸer çıkma karşıma yaÄŸmurlarla, gezme sokaklarda rüzgarlarla!
Duygularımı bana geri ver! Senden ayrılmanın acısı ile yanarken yüreğim, birde duygularımdan ayırarak yok etme benliğimi.
Bilsen ne kadar ağladı bu yürek, gözlerinin ardından; ne kadar uğraştı unutmak için. Söyleyeceklerini anlatmaya yetmedi sözleri. Belki bir gizdi kapının arkasında saklanan, belki gözlerin hapsetti gözlerimi parmakların ardına. Belki bir oyundu perdenin kapanmasını bekleyen. Ama sadece seni sevdi ayrılığın acısıyla yanarken bile.
Senden duygularımı istiyorum sadece,. DönmeyeceÄŸini bildiÄŸim için seni istemiyorum. Her yaÄŸmurda gökten bir damla sen beklesem de, her rüzgarda seni arasam da…
Gidişinle volkanlar patladı içimde. Sensiz yağmurlarda yetmiyor söndürmeye. Bir tek seni kurtarabildim gönlümdeki felaketten. Ne kadar iyi bilsem de dönmeyeceğini, bir damla sen yeterdi gönlümün ateşini yok etmeye.
Ayrılığın verdiği sarhoşluk geçmedi hâlen. Herkesi sen sanıyorum. Her gece gökyüzüne resmini çiziyorum yıldızlarla. Seni sensizliğin ile yaşıyorum. Dön sevgilim bile diyemiyorum, bir gün sensizlikte bırakıp gider diye. Her gece dualar ediyorum, bir damla sen göndersin diye gökler.
Yıldızlar bile diyor ayrılığın eşiğindeki gönlüme. Onlar bile anlamıyorlar artık beni.
Her gece haykırmak geliyor içimden diye. Duymayacağını, duysan bile dönmeyeceğini biliyorum; vazgeçiyorum.
Sen yoksun, duygularım yok… Bir ben varım senden uzakta…
Sana yazdığım son yazımı, son bir şiirle aşkım gibi noktalıyorum.

Ve ayrılık uzayan yolda tek sırdaşım.
Bu oyunun son sahnesi olacak;
Perde kapandıktan sonra,
Ne sen beni bir daha göreceksin,
Nede ben seni…
Bu birlikte son oyunumuz.
Son kez gülümse,
Son kez tut ellerimden.
Sonra düşeceÄŸim dipsiz karanlıklara…
Alkışlarla beraber göz yaşlarımı duyacaksın.
Bir gün
Anlayacaksın bir damla sen isteyişimin sebebini.
İşte o zaman; sende ağlayacaksın

• • •

Mirc hikayede sohbet  

Bir Masal Gibi

Kategori: Romantik Hikayeler — admin @ 14:17

Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için
hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm..
Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye
acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri
yıpranmış eski bir zarftan baÅŸka birÅŸey yoktu…

Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi
yerinde bir posta kutusu numarası vardı. Bir ipucu
bulabilmek belki biraz da merakımı giderebilmek için
zarfı açtım ve içindeki mektubu okumaya başladım.
Mektup, sol yanı çiçek resmiyle süslenmiş bir kağıda,
özenli bir el yazısıyla yazılmıştı ve “Sevgili Michael”
diye baÅŸlıyordu.. Ve “Annesi yasakladığı için
onu bir daha göremeyeceÄŸini” anlatarak
devam ediyor.. “Ama sakın unutma, seni daima
seveceÄŸim” diye bitiyor.. İmza.. Hannah!..

Elimde yalnızca, mektubu yazan kişiyle, mektubun
yazıldığı kişinin birinci adları vardı. Eve gider gitmez
hemen telefon idaresini aradım.Görevli kisi, kendisine
bildirdiğim adreste yaşayanların telefon numarasını
vermesinin yasalara aykırı olduğunu söyledi. Fakat
ısrarım karşısında: “Belki, size yardımcı olabilirim” dedi.
“Bu adreste bulunan numaraya telefon ederim ve onlar
Kabul ederlerse, sizi görüştürebilirim lütfen bekleyin..”
dedi. İki üç dakika sonra görevlinin sesi geldi..
“BaÄŸlıyorum efendim.” Telefonda, karşıdaki hanıma
“Hannah diye birini tanıyıp, tanımadığını” sordum.

“Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden
aldık” dedi. “Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?..”
“Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip
ederseniz, belki adres bulursunuz..” deyip bana huzurevinin
adını verdi.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş..
Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki ordan
bilirlermiÅŸ.. “Bunların hepsi aptalca aslında” dedim
kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce
yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak
için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı..

Bir kadın “Åžimdi Hannah’nın kendisi bir huzurevinde”
dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim.. Ses;
“Evet, Hannah burda yaşıyor” dedi.. Saat ona geliyordu
ama hemen yola çıktım, Hannah’yı görmek için..
Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş
saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl
ışıl ama.. Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip..
Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve “Genç adam” dedi,
“Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle
seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu
meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm
diye annem kesinlikle izin vermedi..” Derin bir nefes daha..
“Michael Goldstein harika bir insandı. EÄŸer bulabilirseniz
ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep..” Bir ufak
sessizlik.. Bir derin nefes daha.. “Ve onu hep sevdim..”
İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..
“Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki..”
Hannah’ya teÅŸekkür edip odadan çıktım.

Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız
“Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size” dedi..” Hiç
deÄŸilse bunun sahibinin soyadını öğrendim” dedim..
Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran
hademe bağırdı.. “Hey baksana.. Bu Bay Michael’ın
cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde
görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten..
Üç kere ben buldum, koridorlarda..

“Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım
tekrar asansöre. Michael yatmamıştı. Okuma odasında
kitap okuyordu. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi.
Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle “Evet
bu benim cüzdanım” dedi. “Öğleden sonraki yürüyüş
sırasında kaybetmiÅŸ olmalıyım. Size teÅŸekkür borçluyum.”
“HiçbirÅŸey borçlu deÄŸilsiniz” dedim. “Ama özür dilerim.
İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum.”
“Mektubu mu okudun?” “Sadece okumakla kalmadım.
Hannah’yı da buldum..” “Buldun mu? Nerde? İyi mi?
Hala eskisi gibi güzel mi. Söyle, lütfen söyle..”
“Çok iyi.. Hem de harika” dedim, yavaşça.. “Bana onun
telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.”
Elime sımsıkı sarıldı.. “O benim tek aÅŸkımdı.. Onu
öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup
geldiÄŸinde hayatım, anlamsal olarak bitmiÅŸti.”
“Bay Goldstein” dedim.. “Gelin benimle..”

Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı.
Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu..
HemÅŸire ona yaklaÅŸtı, omzuna dokundu.. “Hannah”
dedi.. “Bu bay’ı tanıyor musun?” Gözlüklerini
ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..
“Michael” dedi, Michael, kapıda, kısık sesle..
“Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?..”
“Michael” diye yutkundu Hannah. “İnanmıyorum..
Bu sensin. Benim Michael’ım.” Michael
Hannah’ya doÄŸru yürüdü yavaşça. Sarıldılar.
Hemşire yanıma geldiğinde onun da gözleri yaşlıydı..
“Gördün mü, bak?” dedim “YaÅŸamda, yaÅŸanması
gereken herÅŸey, er ya da geç, birgün kesinlikle yaÅŸanacaktır.”

***

Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar.
Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim?

Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael
beni nikah şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık
bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de
lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı..
Bir nikah tanığı olarak söylüyorum bu gözlemlerimi.

Aşklarını onsekiz yaşın heyecanı ve duygusuyla yaşayan
76 yaşındaki gelin ile 79 yaşındaki damadın nikahında
keşke siz de bulunsaydınız. Altmış yıl önce bittiği
sanılan bir aşk öyküsünün, altmış yıl sonra, kaldığı
yerden nasıl filizlendiğine siz de tanık olacaktınız.

• • •

Mirc hikayede sohbet  

Sevginin gucu

Kategori: Romantik Hikayeler — admin @ 14:07

Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların
gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin,
çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.
Suyu berrak mı berrak, serin mi serin… Gölün kıyısında
hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında
o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi
kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı.
Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum,
asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.

Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili
papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,
şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
unutuyorlardı ÅŸu koskoca orman içinde…

Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez.
Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
O suyun içinde yaÅŸar bense toprakta…
Elimi uzatsam tutamam bile onu… Oysa
öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı…

- Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim
seviyorum seni… Lâkin öylesine çaresizim ki…
Sana nasıl ulaÅŸacağımı bile bilmiyorum…
Evet, orada olduÄŸunu bilmek, sesini duymak,
güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama
istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım.
Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer…
Ayrı dünyalarda yaÅŸayan iki ayrı çiçek…

Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
- Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı
ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın,
ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme.
Gönül sesine kulak ver yalnız… Bir ÅŸeyi istiyorsan
yürekten iste….Sevgi, aÅŸk, ne büründüğün kıyafeti,
ne makamı, ne mesafeleri ne de baÅŸka bir ÅŸeyi dinler…
Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
Her ÅŸey çaresiz kalır… Sevgi söz konusu olduÄŸunda
kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
baÅŸladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren…
Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.

Åžimdi kapat gözlerini sımsıkı…
Sıyrıl tüm düşüncelerinden…
Yalnızca ama yalnızca beni düşle…
Yanımda olduğunu, gölün sularında
elimi tuttuÄŸunu hayal et… İste beni…
Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!

Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
yanında farzetti. İstedi… İstedi…

- Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
Sevgili çiçeğinin yanında,
gölün suları içinde bir nilüfer çiçeÄŸiydi artık o da…

Sevmek…
İstemek…
Hayal etmek…
İnanmak…

Olmayacak ÅŸey yoktur!
EÄŸer ki; bu duygulara sahipseniz…

• • •

Mirc hikayede sohbet  
Sonraki Sayfa »


Hikayede hikaye hikayeler hikayeleri:
hikayeler Hikaye hikayede hikayede sitemap

Link Degisimi ve Top Listler


site ekle